Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 27. maddesinde düzenlenen, polisin durdurduğu kişi üzerinde giysilerini çıkarmaksızın 'yoklama' biçiminde kontrol yapma yetkisi ile 'adli arama' arasındaki sınırı, suç şüphesinin ortaya çıkma anı üzerinden tartışınız.
Yönetmelik m. 27'deki 'yoklama', önleme amaçlı bir güvenlik kontrolüdür ve somut bir suç şüphesi yokken, polisin tecrübesine ve duruma göre oluşan 'umma' derecesindeki şüpheyle yapılır. Amacı kişide silah veya tehlikeli bir eşya olup olmadığını yüzeysel olarak kontrol etmektir. 'Adli arama' ise, CMK m. 116 uyarınca, bir suç işlendiğine dair 'makul şüphe' oluştuğunda delil elde etmek amacıyla yapılır. İkisi arasındaki sınır, 'suç şüphesinin somutlaşma anı'dır. Bir yoklama sırasında suç teşkil eden bir madde (örn: uyuşturucu) bulunursa veya kişi suç işlediğini ikrar ederse, o andan itibaren makul şüphe oluşur ve önleme amaçlı yoklama yetkisi sona erer. Devam edilecek arama artık 'adli arama' niteliğindedir ve CMK m. 119'daki usullere (hâkim kararı vb.) tabi olmalıdır. Yoklama yetkisi, adli arama için gereken güvenceleri bypass etmek için kullanılamaz. (Bkz: Değerlendirmemiz bölümü, karar-alinmaksizin-arama-ve-iletisimin-dinlenmesi-tedbirlerinin-hukukiligi.html)