Şaka amaçlı olarak arkadaşına doğrulttuğu tabancanın ateş alması sonucu arkadaşını yaralayan sanığın eylemi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/135 K. sayılı kararında neden 'bilinçli taksirle yaralama' olarak değerlendirilmiştir? Bu kararı, failin 'neticenin gerçekleşmeyeceğine olan güveni' ve 'fiil sonrası davranışları' açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #334268

YCGK'nın 2014/135 K. sayılı kararında eylem 'bilinçli taksirle yaralama' olarak kabul edilmiştir. Gerekçeler şunlardır: 1) **Kastın Yokluğu:** Sanık ile mağdur arasında husumet yoktur ve olay şaka amaçlıdır. Kasten ateş ettiğine dair bir delil bulunmamaktadır. 2) **Öngörme ama İstememe:** Sanık, içi mermi dolu tabancayı arkadaşına doğrulttuğunda silahın ateş alabileceğini ve arkadaşının yaralanabileceğini öngörmüş veya öngörebilecek durumdadır. Ancak, bu neticenin gerçekleşmesini istememiştir. Failin neticenin gerçekleşmeyeceğine dair (şaka olduğuna, tetiğe basmayacağına dair) bir güvenle hareket ettiği kabul edilmiştir. 3) **Fiil Sonrası Davranış:** Sanığın olay sonrası derhal mağduru hastaneye götürmesi, neticeyi istemediğinin ve pişmanlığının bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde, sanığın objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareketiyle, öngördüğü ancak istemediği bir neticeye neden olduğu, bu durumun da bilinçli taksirin tanımına uyduğu sonucuna varılmıştır. (Bkz: Yargıtay CGK 2012/3-1496 E., 2014/135 K. sayılı kararı, Olası Kast - Bilinçli Taksir makalesi)