Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki temel ayrım, failin iradi unsuru açısından nasıl ortaya çıkmaktadır? Yargıtay içtihatlarında bu ayrım için kullanılan 'kabullenme' ve 'güvenme' kriterlerini açıklayınız.
Olası kast (TCK m. 21/2) ile bilinçli taksir (TCK m. 22/3) arasındaki temel ayrım, failin öngördüğü neticeye karşı takındığı tavırda, yani iradi unsurda ortaya çıkar. Her ikisinde de fail neticeyi öngörür. Ancak; - **Olası Kastta:** Fail, neticenin gerçekleşmesini 'kabullenir', 'göze alır' veya 'olursa olsun' diyerek kayıtsız kalır. Neticenin gerçekleşmemesi için özel bir çaba göstermez. - **Bilinçli Taksirde:** Fail, öngördüğü neticenin gerçekleşmesini istemez. Neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir 'güven' veya 'inanç' içindedir. Bu güven, şansa, kendi becerisine veya somut olaydaki başka etkenlere dayanabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 06.06.2017 tarihli, 2017/311 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, olası kastta bir 'kabullenme', bilinçli taksirde ise neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir 'güven' ve istememe durumu söz konusudur. (Bkz: Olası Kast - Bilinçli Taksir makalesi)