Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/8306 K. sayılı kararında, sanığın eyleminin TCK m.104/1 (reşit olmayanla cinsel ilişki) suçunu oluşturduğu belirtilmesine rağmen, neden TCK m.234/3'te yer alan 'çocuğun kaçırılması ve alıkonulması' suçundan da mahkumiyet gerektiği sonucuna varılmıştır?
Kararda iki ayrı suçun oluştuğu kabul edilmiştir. TCK m.104/1'deki suç, 15-18 yaş grubundaki çocukla rızasıyla cinsel ilişkiye girmeyi cezalandırır. Ancak bu rıza, sadece cinsel eyleme ilişkindir ve çocuğun ailesinin velayet ve gözetim hakkını ortadan kaldırmaz. Sanık, mağdureyi ailesinin rızası ve bilgisi dışında bir yerde tutarak veya gezdirerek alıkoyduğunda, mağdurenin rızası olsa bile, TCK m.234/3'te düzenlenen 'velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu ailesinin veya yetkili makamların rızası dışında kaçırması veya alıkoyması' suçunun unsurları (burada mağdurun yaşı ve diğer unsurlar somut olaya göre değerlendirilir) oluşabilir. Yargıtay, mağdurun cinsel ilişkiye rızasının, alıkonulma fiilini hukuka uygun hale getirmeyeceğini ve bu nedenle iki ayrı suçun oluşabileceğini kabul etmektedir. Not: Metindeki kararda, 'TCK'nın 234/3. maddesinde yer alan çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçlarını oluşturduğu' ifadesi bir yazım hatası olabilir, çünkü TCK m.234/3'teki yaş sınırı 16'dır ve sanık akraba değilse bu madde doğrudan uygulanmaz. Genel hüküm m.234/1'in tartışılması daha olasıdır. Ancak soru, karardaki ifadeye göre cevaplanmıştır.