Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2013/6432 E. sayılı kararında, 17 yaşındaki mağdureyi rızasıyla alıkoyan sanığın eyleminin TCK m.109 (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) yerine TCK m.234/3 (çocuğun kaçırılması ve alıkonulması) suçunu oluşturacağı hangi gerekçeyle belirtilmiştir?
Kararda bu ayrım, rızanın hukuki geçerliliğine ve korunan hukuki yarara dayandırılmıştır. 15 yaşını doldurmuş olan mağdurun 'alıkonulmaya' rızası, TCK m.109 anlamında hukuka aykırılığı ortadan kaldırır, çünkü bu suç kişinin bireysel özgürlüğünü korur ve rıza bu özgürlüğün bir kullanımıdır. Ancak, reşit olmayan bir çocuğun alıkonulması, sadece çocuğun değil, aynı zamanda üzerinde velayet veya vesayet hakkı bulunan ailesinin veya vasisinin 'terbiye, gözetim ve denetim hakkını' da ihlal eder. TCK m.234/3 bu ikinci hukuki yararı korur. Mağdurun rızası, ailesinin bu hakkını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle, sanık mağdurenin kanuni temsilcisinin rızası olmadığını bilerek onu alıkoyduğunda, TCK m.109 oluşmaz ama TCK m.234/3 oluşur.