Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2017/6790 E. sayılı kararında, sanığın eyleminin zorla gerçekleştiğine dair 'mağdurenin soyut beyanlarından başka delil bulunmadığı' gerekçesiyle suç vasfının TCK m.104 olarak kabul edilmesi, ceza muhakemesindeki hangi delil değerlendirme ilkesini yansıtmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #332978

Bu durum, ceza muhakemesindeki 'in dubio pro reo' (şüpheden sanık yararlanır) ve 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' (CMK m.217) ilkelerini yansıtmaktadır. Cinsel suçlarda mağdurun beyanı önemli bir delil olmakla birlikte, tek başına ve diğer delillerle (örneğin adli tıp raporu, tanık beyanları, hayatın olağan akışı) çelişiyorsa veya desteklenmiyorsa, mahkumiyet için yeterli görülmeyebilir. Yargıtay, mağdurun beyanının soyut kalması ve eylemin zorla olduğuna dair şüpheyi ortadan kaldıracak kesinlikte olmaması durumunda, sanığın lehine olan durumu (eylemin rızaya dayalı olduğu ihtimalini) kabul ederek suç vasfını TCK m.104 olarak belirlemiştir. Bu, mahkumiyetin varsayımlara değil, şüpheden arındırılmış kesin delillere dayanması gerektiği ilkesinin bir sonucudur.