CMK m.307/2'de düzenlenen 'bozmadan sonra daha ağır ceza verilmesi halinde sanığın mutlaka dinlenmesi' kuralı, suçun hukuki niteliğinin ilk derece mahkemesinde değişmesi nedeniyle ek savunma hakkı tanınması gereken durumlar için de geçerli midir?
Metindeki analize göre, hayır, doğrudan geçerli değildir. CMK m.307/2, temyiz mahkemesinin bozma kararı sonrasında ilk derece mahkemesinin yapacağı yargılamaya ilişkin özel bir hükümdür ve sanığın yokluğunda 'reformatio in peius' (aleyhe bozma yasağının istisnası) yasağının uygulanmasını engellemek için getirilmiştir. Bu kural, sanığın 'dinlenmesi' gerektiğini, yani bir nevi yeniden sorgulanmasını şart koşar. Oysa ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında suç vasfının değişmesi halinde aranan 'ek savunma hakkı' (CMK m.226), sorgu ile aynı nitelikte değildir. Yazar, bu iki durumun farklı usuli rejimlere tabi olduğunu ve m.307/2'deki mutlak dinlenme zorunluluğunun, m.226 kapsamındaki ek savunma için birebir uygulanamayacağını savunmaktadır.