Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/19982 K. sayılı kararında, 'kömürleriniz ölü kazanında yansın, ölü kazanının altında kalın inşallah, Allah belanızı versin' şeklindeki sözler 'beddua' niteliğinde görülerek hakaret sayılmamıştır. Beddua içeren ifadelerin, aynı zamanda onur kırıcı ve aşağılayıcı bir içerik taşıması durumunda (örneğin, 'Allah senin gibi bir hırsızın belasını versin'), bu durum ifadenin hukuki niteliğini değiştirir mi? İfadenin 'beddua' formunda olması, içindeki hakaretamiz unsuru ortadan kaldırır mı?
Hayır, bir ifadenin 'beddua' formunda olması, içinde geçen ve kendi başına hakaret suçu oluşturan unsurları ortadan kaldırmaz. Hukuki değerlendirmede ifadenin bütünü ve içinde yer alan her bir unsur ayrı ayrı dikkate alınır. Yargıtay'ın 2020/19982 K. sayılı kararında hakaret suçunun oluşmadığına karar vermesinin nedeni, ifadenin bütününün bir 'kötü dilek' ve 'temenni'den ibaret olması, muhatapların onur ve şerefine yönelik somut bir olgu isnadı veya sövme içermemesidir. 'Ölü kazanında yanın' veya 'Allah belanızı versin' demek, bir temennidir. Ancak, sorudaki örnek olan 'Allah senin gibi bir hırsızın belasını versin' ifadesi, iki ayrı unsurdan oluşmaktadır: 1. Hakaret Unsuru (Somut Olgu İsnadı): '...senin gibi bir hırsızın...' ifadesi, muhataba açıkça 'hırsızlık' suçunu isnat etmektedir. Bu, tek başına TCK m. 125 anlamında, onur, şeref ve saygınlığı rencide edici nitelikte 'somut bir olgu isnadı'dır. 2. Beddua Unsuru: '...Allah belasını versin' kısmı ise, bu isnadın sonuna eklenmiş bir bedduadır. Bu durumda, ifadenin beddua kısmının hakaret oluşturmaması, ifadenin başında yer alan ve açıkça hakaret suçu oluşturan 'hırsız' isnadını hukuka uygun hale getirmez veya ortadan kaldırmaz. Mahkeme, bu ifadeyi bir bütün olarak değerlendirdiğinde, ifadenin beddua ile harmanlanmış bir hakaret içerdiğini tespit etmelidir. Fail, hem muhatabına somut bir olgu isnat etmiş hem de onun başına kötü bir şey gelmesini temenni etmiştir. Beddua kısmı cezalandırılmaz, ancak hakaret (olgu isnadı) kısmı nedeniyle TCK m. 125'ten sorumluluk doğar. Dolayısıyla, bir ifadenin beddua içermesi, onu otomatik olarak hakaret suçu olmaktan çıkarmaz; ifadenin diğer unsurlarının da incelenmesi gerekir.