Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen bir davada, davacı, 'ıslah' yoluyla dava dilekçesinde belirtmediği yeni bir vakıayı (örneğin, davalının başka bir borcu olduğunu) ve bu vakıaya ilişkin yeni bir delili (yeni bir tanık) ileri sürmek istemektedir. Davalı ise, HMK m. 141'deki 'iddianın genişletilmesi yasağı'na aykırı olduğu gerekçesiyle bu talebe karşı çıkmaktadır. Bu durumda mahkemenin kararı ne olmalıdır? Islah kurumunun, 'iddianın genişletilmesi yasağı' karşısındaki hukuki konumu ve işlevi nedir?
Bu durumda mahkeme, davalının itirazını reddederek, davacının ıslah yoluyla yeni vakıa ve delil ileri sürme talebini kabul etmelidir. Bunun nedeni, 'ıslah' kurumunun, 'iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağının' en önemli ve yasal istisnası olmasıdır. İddianın Genişletilmesi Yasağı (HMK m. 141): Bu kural, yargılamanın düzenli bir şekilde ilerlemesi ve makul sürede sonuçlanması amacıyla getirilmiştir. Taraflar, kural olarak, dilekçeler teatisi aşaması (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri) bittikten sonra, karşı tarafın açık rızası olmadan iddia ve savunmalarını dayandırdıkları vakıaları ve delilleri genişletemez veya değiştiremezler. Bu yasak, yargılamanın başında uyuşmazlığın çerçevesinin çizilmesini ve sonrasında sürekli yeni iddialarla davanın uzamasının önlenmesini hedefler. Islah Kurumunun İşlevi (HMK m. 176 vd.): Islah, bu katı yasağın doğurabileceği hak kayıplarını önlemek için taraflara tanınmış özel bir imkandır. Taraflardan her biri, yargılama boyunca yaptıkları bir usul işlemini (dilekçelerindeki iddialar, talepler, vakıalar vb.) bir defaya mahsus olmak üzere, kısmen veya tamamen düzeltebilir. Islah, tam da iddianın genişletilmesi yasağının başladığı andan itibaren anlam kazanan ve bu yasağı 'delen' bir istisnadır. Somut Olayın Değerlendirilmesi: Davacı, dava dilekçesinde belirtmediği yeni bir vakıayı ve buna ilişkin yeni bir delili, ön inceleme aşaması geçtikten sonra ileri sürmek istemektedir. Bu, açıkça iddianın genişletilmesi yasağına takılır. Ancak davacı, bu işlemi 'ıslah' dilekçesi vererek yapmaktadır. Islah, kanunun kendisine tanıdığı bir hak olduğu için, davalının 'iddia genişletiliyor' şeklindeki itirazının bir anlamı yoktur. Zaten ıslahın amacı, bu yasağı istisnai olarak aşmaktır. Mahkeme, davacının ıslah hakkını daha önce kullanıp kullanmadığını kontrol eder. Eğer bu ilk ıslah hakkıysa ve tahkikat bitmemişse, ıslah talebini kabul ederek yeni vakıanın araştırılmasına ve yeni tanığın dinlenmesine karar vermek zorundadır. Davalının rızası aranmaz.