Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2023/17684 K. sayılı kararında, öğretmene yönelik 'Oha' ifadesi hakaret sayılmamıştır. Bu ifadeyi, ifadenin kendiliğinden (per se) hakaret olup olmadığı ve 'ani bir tepki (refleks)' niteliği taşıyıp taşımadığı açısından değerlendiriniz. Bir ifadenin, düşünülmüş bir hakaret kastından ziyade, beklenmedik bir duruma karşı verilen anlık ve irade dışı bir tepki olması, onun hukuki niteliğini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331237

Yargıtay'ın 'Oha' ifadesini hakaret saymaması, hem ifadenin içeriğinin hem de söyleniş biçiminin ve amacının bir bütün olarak değerlendirilmesinin bir sonucudur. 1. İfadenin Kendiliğinden (Per Se) Hakaret Olmaması: 'Oha' kelimesi, TDK'da 'şaşma, hayret, abartı bildiren bir söz' olarak tanımlanır. Bu ifade, 'şerefsiz' veya 'alçak' gibi, kullanıldığı her durumda ve bağlamda onur, şeref ve saygınlığı rencide etme amacı taşıyan (per se hakaret) bir ifade değildir. Anlamı tamamen bağlama ve söyleniş amacına göre değişir. 2. Ani Bir Tepki (Refleks) Niteliği: Karardaki olayda, sanık, ensesine beklemediği bir anda katılanın elinin çarpması üzerine bu ifadeyi kullanmıştır. Bu durum, ifadenin, karşı tarafın onuruna saldırma yönünde düşünülmüş, tasarlanmış bir kastın ürünü olmadığını, aksine beklenmedik ve ani bir fiziksel temasa karşı verilen 'refleksif' bir tepki, bir 'şaşkınlık nidası' olduğunu göstermektedir. Hukuki Niteliğe Etkisi: Ceza hukukunda bir fiilin suç sayılabilmesi için 'kasten' (bilerek ve isteyerek) işlenmesi gerekir (TCK m. 21). Hakaret suçunun manevi unsuru, 'tahkir kastı'dır; yani failin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide etmeyi bilmesi ve istemesidir. Bir ifadenin, düşünülmüş bir kastın ürünü olmayıp, ani bir şok, şaşkınlık veya acı karşısında irade dışı veya yarı iradi bir 'tepki' olarak ortaya çıkması, bu 'tahkir kastının' varlığını ortadan kaldırır. Failin amacı aşağılamak değil, yaşadığı duruma tepki vermektir. Yargıtay da somut olayda, 'Oha' ifadesinin bu refleksif niteliğini ve aşağılama kastı taşımadığını gözeterek, ifadenin 'nezaket dışı bir söz' olmakla birlikte, hakaret suçunun manevi unsurunu oluşturmadığına ve bu nedenle suçun oluşmadığına karar vermiştir. Bu, ceza sorumluluğunun temelini oluşturan 'kusur ilkesi'nin (kusursuz ceza olmaz) bir yansımasıdır.