CMK m. 54 gerekçesinde, savcının yeminli tanık dinlemesinin 'davaları hızlandırmak amacı' taşıdığı belirtilmektedir. Bu amacı, CMK'nın genel hedeflerinden olan 'muhakemenin makul sürede tamamlanması' ilkesi (AİHS m. 6) ile ilişkilendiriniz. Soruşturma evresinde önemli bir tanığın yeminli olarak dinlenip ifadesinin güvence altına alınması, kovuşturma aşamasının hızlanmasına nasıl bir katkı sağlar?
Soruşturma evresinde savcının yeminli tanık dinleme yetkisi, ceza muhakemesinin 'makul sürede tamamlanması' ilkesine hizmet eden önemli bir araçtır. Bu ilke, davaların gereksiz yere uzamasını önleyerek, adaletin gecikmesini engellemeyi ve tarafların hukuki belirsizlik içinde kalma süresini kısaltmayı hedefler. Savcının bu yetkiyi kullanmasının kovuşturma aşamasını hızlandırmasına katkıları şunlardır: 1) Delillerin Erken Aşamada ve Güvence Altında Toplanması: Bazı tanıkların kovuşturma aşamasına kadar beklenmesi riskli olabilir. Tanığın ölmesi, yurt dışına taşınması, hafızasını kaybetmesi veya tanıklık yapmaktan caydırılması gibi riskler mevcuttur. Savcının, bu tür kritik bir tanığı soruşturma evresinde 'yemin' güvencesi altında dinlemesi, bu önemli delilin kaybolmasını önler ve onu dosyaya sağlam bir şekilde kazandırır. 2) Kovuşturmadaki Tekrarların Önlenmesi: Eğer tanığın kovuşturmada yeniden dinlenmesi mümkün olmazsa, savcılıkta yeminli olarak alınmış olan bu ifade, CMK'daki şartlar (örneğin CMK m. 211) dahilinde duruşmada okunarak delil olarak kullanılabilir. Bu, tanığın bulunamaması nedeniyle duruşmaların sürekli ertelenmesinin ve yargılamanın uzamasının önüne geçer. 3) İddianamenin Sağlamlığı ve Kovuşturmanın Odaklanması: Savcı, yeminli tanık beyanı gibi güçlü bir delile dayanarak daha sağlam ve net bir iddianame hazırlayabilir. Bu da, kovuşturma aşamasında mahkemenin işini kolaylaştırır, yargılamanın dağılmasını önler ve mahkemenin doğrudan uyuşmazlığın özüne odaklanmasını sağlar. 4) Sanığın Hukuki Durumunun Erken Netleşmesi: Soruşturma evresinde toplanan güçlü deliller, sanığın lehine veya aleyhine, hukuki durumunun daha erken bir aşamada netleşmesine yardımcı olur. Örneğin, yeminli tanık beyanı sanığın masumiyetini ortaya koyuyorsa, savcı takipsizlik kararı vererek gereksiz bir dava açılmasını önleyebilir. Bu da hem sanığı hem de yargı sistemini fuzuli bir yargılamadan kurtarır. Bu nedenlerle, savcının yeminli tanık dinleme yetkisi, delilleri güvence altına alarak ve yargılamanın sonraki aşamalarını basitleştirerek, muhakemenin makul sürede tamamlanması hedefine önemli bir katkı sunar.