Bir tanık, daha önce Cumhuriyet Savcılığı'nda yeminli olarak ifade vermiş, ancak kovuşturma aşamasında mahkeme huzurundaki duruşmada, savcılıkta verdiği ifadenin aksine beyanda bulunmuştur. Bu durumda, tanığın ceza sorumluluğu açısından hangi beyanı (savcılık mı, mahkeme mi?) esas alınır? Yalan tanıklık suçu (TCK m. 272), hangi andaki beyanla işlenmiş sayılır? Mahkemenin, bu çelişkiyi gidermek için ne yapması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331231

Bu durum, ceza muhakemesinde sıkça karşılaşılan 'beyandan dönme' halidir ve yalan tanıklık suçunun (TCK m. 272) oluşumu açısından özellik arz eder. Hangi Beyanın Esas Alınacağı ve Suçun Oluşumu: Yalan tanıklık suçu, 'gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapma' fiiliyle oluşur. Bir tanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarında birbiriyle çelişen iki farklı beyanda bulunması halinde, bu beyanlardan en az birinin zorunlu olarak gerçeğe aykırı olduğu açıktır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu durumda yalan tanıklık suçu oluşmuştur. Suçun, 'son' ve 'gerçeğe aykırı' olan beyanın verildiği anda işlendiği kabul edilir. Yani, eğer savcılıktaki ifadesi doğru, mahkemedeki ifadesi yalan ise, suç mahkemede ifade verdiği anda işlenmiş olur. Tersi durumda, yani savcılıkta yalan söyleyip mahkemede doğruyu söylemesi halinde ise, suç soruşturma aşamasında işlenmiş sayılır. Ancak TCK m. 272/2'de düzenlenen 'etkin pişmanlık' benzeri bir düzenleme, bu durumu sanık lehine çözmektedir. Bu hükme göre, eğer tanık, hüküm verilmeden önce gerçeğe aykırı beyanından döner ve 'doğruyu söylerse', cezalandırılmaz. Dolayısıyla, eğer savcılıkta yalan söyleyip, mahkemede (hükümden önce) doğruyu söyleyerek önceki beyanından dönerse, TCK m. 272/2 uyarınca cezasızlık nedeninden yararlanır. Ancak sorudaki örnekte olduğu gibi, savcılıkta doğruyu söyleyip mahkemede yalan söylerse, bu bir 'dönme ve doğruyu söyleme' değil, 'yalan tanıklığa başlama' anlamına gelir ve suç oluşur. Mahkemenin Yapması Gerekenler: Mahkeme, bu çelişkiyle karşılaştığında; 1. Öncelikle tanığa bu çelişkiyi sormalı ve hangi beyanının doğru olduğunu, neden beyanını değiştirdiğini açıklamasını istemelidir. 2. Tanığa, yalan tanıklığın suç olduğunu ve cezai sonuçlarını bir kez daha hatırlatmalıdır (CMK m. 58). 3. Tanığın her iki beyanını da dosyadaki diğer delillerle (fiziki deliller, diğer tanık beyanları vb.) karşılaştırarak, hangi beyanın maddi gerçekle örtüştüğünü tespit etmeye çalışmalıdır. 4. Vicdani kanaatine göre, tanığın mahkemede yalan söylediği sonucuna varırsa, bu tanığın beyanına itibar etmemeli ve yargılama bittikten sonra yalan tanıklık suçundan hakkında gereğinin yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar vermelidir.