Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/492 K. sayılı kararında, Gezi Parkı protestoları sırasında Başbakana yönelik 'faşist' ifadesinin hakaret olmadığına karar verilmiştir. Bu kararı, AİHM'nin 'ifadenin zaman ve bağlamı' kriteri ile birlikte değerlendiriniz. Toplumsal veya siyasi bir protesto eylemi sırasında kullanılan sert ifadelerin, olağan bir zamandaki ifadelere göre daha geniş bir korumadan yararlanmasının hukuki temeli nedir?
YCGK'nın bu kararı, ifade özgürlüğünün, özellikle de siyasi eleştiri hakkının, ifadenin içinde bulunduğu 'zaman ve bağlam'dan ayrı düşünülemeyeceğini gösteren önemli bir karardır. Toplumsal ve siyasi protestolar sırasında kullanılan sert ifadelerin daha geniş bir korumadan yararlanmasının hukuki temeli şunlardır: 1) Demokratik Tartışmanın Yoğunluğu: Toplumsal protestolar, genellikle kamuyu derinden ilgilendiren konulardaki (çevre, insan hakları, hükümet politikaları vb.) memnuniyetsizliğin en yoğun ve görünür şekilde dile getirildiği anlardır. AİHM'e göre, demokratik toplum, bu tür hararetli siyasi tartışmalara ve bu tartışmalarda kullanılan sert, hatta şoke edici ifadelere açık olmayı gerektirir. Protesto bağlamı, ifadenin salt bir kişisel saldırıdan çok, politik bir mesaj taşıdığını gösterir. 2) Retorik ve Sembolik Anlam: Protestolar sırasında kullanılan 'faşist', 'diktatör', 'hırsız' gibi ifadeler, genellikle muhataba hukuki anlamda bir suç isnat etmekten çok, onun politikalarını, yönetim tarzını veya ideolojisini eleştirmek için kullanılan 'retorik' ve 'sembolik' bir anlam taşır. YCGK'nın da kararında belirttiği gibi, 'faşist' kelimesi bu bağlamda, 'otoriter bir devlet rejimine vurgu yapmak' amacıyla kullanılmış bir siyasi eleştiridir. 3) Soğutma Etkisinin (Chilling Effect) Önlenmesi: Eğer protestolar sırasında kullanılan her sert politik eleştiri hakaret suçu olarak cezalandırılırsa, bu durum vatandaşlar üzerinde bir 'soğutma etkisi' yaratır. İnsanlar, ceza alma korkusuyla hükümeti veya kamu gücünü eleştirmekten, protesto haklarını kullanmaktan çekinir hale gelirler. Bu da demokratik toplumun temelini oluşturan kamusal tartışma ortamını ve muhalefet hakkını zayıflatır. Sonuç: YCGK, 'faşist' ifadesini, söylendiği 'zaman' (Gezi Parkı protestoları) ve 'bağlam' (siyasi bir protesto) içinde değerlendirmiş ve ifadenin, muhatabın onur ve şerefini rencide etme kastından ziyade, otoriter bulunan politikalara yönelik 'ağır bir eleştiri' ve 'değer yargısı' niteliğinde olduğuna karar vermiştir. Bu, ifadenin hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı anlamına gelir.