HMK m. 20 uyarınca, görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine, dava dosyasının görevli/yetkili mahkemeye gönderilmesi talebi için öngörülen iki haftalık süre 'hak düşürücü' niteliktedir. Bu sürenin 'taraflardan biri' tarafından kullanılabileceği belirtilmiştir. Davayı kaybeden ve görevsizlik/yetkisizlik kararı verilmesini sağlayan davalı tarafın, bu sürede başvurarak dosyanın görevli/yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesinde 'hukuki yararı' var mıdır? Davalının bu hakkı kullanmasının ardındaki stratejik amaç ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331220

Evet, davayı ilk aşamada 'kazanmış' gibi görünen, yani görevsizlik/yetkisizlik itirazı kabul edilen davalı tarafın, dosyanın görevli/yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesinde önemli bir hukuki yararı ve stratejik amacı vardır. HMK m. 20'deki 'taraflardan biri' ifadesi, hem davacıyı hem de davalıyı kapsar. Davalının Hukuki Yararı ve Stratejik Amacı: 1. Davanın Sürüncemede Kalmasını Önlemek: Davacı, görevsizlik/yetkisizlik kararı aldıktan sonra, iki haftalık süre içinde talepte bulunmayarak davayı bir nevi 'askıda' bırakabilir. Bu süre içinde talepte bulunulmazsa, mahkeme davanın açılmamış sayılmasına karar verir, ancak davacının aynı davayı yeniden açma hakkı (eğer zamanaşımı veya hak düşürücü süreler dolmamışsa) devam eder. Bu belirsizlik durumu, davalı için bir risk teşkil eder. Davalı, üzerinde bir 'dava tehdidi' ile yaşamaya devam eder. 2. Yargılamayı Sonuçlandırma İsteği: Davalı, davanın esası hakkındaki savunmalarına güveniyor ve davayı esastan kazanacağına inanıyorsa, uyuşmazlığın bir an önce görevli/yetkili mahkemede görülüp, lehine bir esastan kararla (örneğin davanın reddi) sonuçlanmasını ve meselenin kesin olarak kapanmasını isteyebilir. Bu durumda, davacının hareketsiz kalmasını beklemek yerine, kendisi aktif bir rol alarak süreci hızlandırır. 3. Masrafların Belirlenmesi: Davanın açılmamış sayılması yerine, esastan görülüp sonuçlanması, yargılama giderleri ve vekalet ücreti gibi konularda da kesin bir hüküm kurulmasını sağlar. Davalı, davayı esastan kazanırsa, bu masrafları davacıdan talep etme hakkını daha net bir şekilde elde eder. Sonuç olarak, davalının bu hakkı kullanması, davayı kendi kontrolünde ve hızlı bir şekilde nihai bir karara bağlatarak, hukuki belirsizlikten kurtulma ve üzerinde devam eden dava tehdidini ortadan kaldırma yönünde önemli bir hukuki yarar ve stratejik avantaj sağlar.