Bir idari işlemin iptali davasında, davacı teminat gösterme gücüne sahip değildir. Bu davacının, yürütmenin durdurulması (YD) kararı alabilmek için hangi hukuki yola başvurması gerekir? İYUK m. 27/6'daki 'adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz' hükmü ile HMK'da düzenlenen 'adli yardım' (HMK m. 334 vd.) kurumu arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Teminat gösterme gücü olmayan bir davacının, YD kararı alabilmesi için öncelikle 'adli yardım' talebinde bulunması gerekir. Adli yardım, yargılama giderlerini (harç, avans, tebligat gideri vb.) ve teminatı karşılama gücü olmayan kişilerin, hak arama hürriyetinden mahrum kalmamaları için devlet tarafından bu giderlerden geçici olarak muaf tutulmasını sağlayan bir kurumdur. İdari yargıda adli yardım, HMK hükümlerine atıfla (İYUK m. 31) uygulanır. Süreç şu şekilde işler: 1. Adli Yardım Talebi: Davacı, iptal davası dilekçesinde veya yargılamanın herhangi bir aşamasında, davayı gören idare mahkemesinden 'adli yardım' talebinde bulunur. Bu talebinde, yoksulluğunu kanıtlayan belgeleri (fakirlik belgesi, SGK kayıtları, vergi dairesi yazıları vb.) sunmalıdır. 2. Mahkemenin Kararı: Mahkeme, davacının talebini ve sunduğu belgeleri inceleyerek, talebin kabulüne veya reddine karar verir. Adli yardım talebinin kabul edilmesi için, kişinin haksız olmadığına dair bir kanaat oluşması ve yargılama giderlerini karşılama gücünün olmaması gerekir. 3. Teminat Muafiyeti: Mahkeme adli yardım talebini kabul ettiğinde, davacı sadece harç ve giderlerden değil, aynı zamanda İYUK m. 27/6'daki açık hüküm gereği, yürütmenin durdurulması için gösterilmesi istenebilecek 'teminattan' da muaf tutulur. Yani, adli yardım kararı, davacının teminat yükümlülüğünü otomatik olarak ortadan kaldırır. Bu iki kurum arasındaki ilişki şudur: İYUK m. 27/6'daki hüküm, adli yardımın sonuçlarından birini özel olarak düzenler. Adli yardımın usul ve şartları için ise genel kanun niteliğindeki HMK'ya başvurulur. Mahkeme, adli yardım talebini kabul ettikten sonra, yürütmenin durdurulması için teminat şartını arayamaz. Bu, sosyal hukuk devleti ilkesinin ve mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir.