İYUK m. 27/6, 'İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz.' hükmünü içermektedir. Bir davada, davacı 'idare' değil, bir kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu (örneğin, bir baro veya ticaret odası) ise, bu kurumdan yürütmenin durdurulması kararı için teminat istenebilir mi? 'İdare' kavramının bu maddedeki kapsamını, Anayasa'nın 123. maddesindeki 'idarenin bütünlüğü' ilkesi çerçevesinde yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331194

İYUK m. 27/6'daki 'idare' kavramı, dar anlamda sadece merkezi idare (bakanlıklar vb.) ve mahalli idareleri (belediyeler, il özel idareleri) değil, Anayasa'nın 123. maddesinde belirtilen 'idarenin bütünlüğü' ilkesi çerçevesinde, kamu hizmeti yürüten ve kamu gücü ayrıcalıklarından yararlanan tüm kamu tüzel kişilerini kapsayacak şekilde geniş yorumlanmalıdır. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları (barolar, ticaret odaları, tabipler odası vb.), Anayasa'nın 135. maddesinde tanımlanan, belirli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak ve meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere kurulan 'kamu tüzel kişileri'dir. Bu kuruluşlar, idari teşkilat yapısı içinde yer alırlar, kamu hizmeti niteliğinde görevler ifa ederler ve disiplin cezası verme gibi kamu gücü ayrıcalıklarını kullanırlar. Dolayısıyla, idarenin bütünlüğü içinde bir parça olarak kabul edilmeleri gerekir. Bu nedenle, bir baro, ticaret odası veya başka bir kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu, bir idari davada davacı veya davalı olduğunda, İYUK m. 27/6'daki 'idare' kavramı kapsamında değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, bu kurumlardan, yürütmenin durdurulması kararı için teminat istenemez. Bu yorum, hem idarenin bütünlüğü ilkesine hem de kamu tüzel kişileri arasında ayrımcılık yapılmaması gerektiği yönündeki eşitlik ilkesine uygundur.