5237 sayılı TCK m. 244/4'ün gerekçesinde, bu fıkraya istinaden cezaya hükmedilebilmesi için 'fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması' gerektiği belirtilmektedir. Bu 'sübvansiyon (tali norm)' ilkesini, Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2014/18903 K. sayılı kararında, bilişim suretiyle hırsızlık (TCK m. 142/2-e) suçunun TCK m. 244/4'e göre öncelikli (asli) norm olarak kabul edilmesi üzerinden somutlaştırarak açıklayınız.
Sübvansiyon veya tali (ikincil) norm ilkesi, ceza hukukunda normlar arası rekabeti çözen bir kuraldır. Bu ilkeye göre, bir fiil birden fazla ceza normunu ihlal ediyor gibi görünüyorsa, daha genel veya daha hafif olan norm (tali norm), daha özel veya daha ağır olan norm (asli norm) tarafından 'örtülür' veya 'tüketilir' ve sadece asli norm uygulanır. TCK m. 244/4'ün gerekçesi ve metnindeki 'başka bir suç oluşturmaması halinde' ibaresi, bu maddeyi açıkça bir tali norm olarak konumlandırmıştır. Yargıtay'ın 2014/18903 K. sayılı kararındaki olay, bu ilkenin nasıl işlediğini somut olarak göstermektedir: **Fiil:** Sanık, müştekinin banka hesabına internet üzerinden girerek, müştekiye ait parayı kendi hesabına havale etmiş ve çekmiştir. **Normlar Arası Rekabet:** Bu fiil, ilk bakışta iki suça uyuyor gibi görünmektedir: 1. **TCK m. 244/4 (Tali Norm):** Sanık, bir bilişim sistemindeki verileri (hesap bilgileri) değiştirmiş/başka yere göndermiş ve bu yolla kendine haksız bir çıkar sağlamıştır. 2. **TCK m. 142/2-e (Asli Norm):** Sanık, bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle, başkasına ait taşınır bir malı (parayı), zilyedinin rızası olmadan, faydalanmak amacıyla almıştır (hırsızlık). **Yargıtay'ın Çözümü:** Yargıtay, tali norm ilkesini uygulayarak şu sonuca varmıştır: Sanığın asıl kastı, banka sistemindeki verileri bozmak değil, o verilerin temsil ettiği 'parayı çalmaktır'. Bilişim sistemi, bu hırsızlık suçunu işlemek için kullanılan bir 'araçtır'. Fiil, malvarlığına karşı işlenen suçlar bölümünde özel olarak düzenlenmiş ve daha ağır cezayı öngören 'bilişim suretiyle hırsızlık' suçunun tüm unsurlarını taşımaktadır. TCK m. 142/2-e, bu tür eylemler için özel ve öncelikli (asli) bir normdur. Bu asli normun oluştuğu bir durumda, genel ve tali nitelikteki TCK m. 244/4'ün uygulanma imkanı kalmaz. Dolayısıyla mahkemenin, fiili tali norm olan TCK m. 244/4'ten değil, asli norm olan TCK m. 142/2-e'den (nitelikli hırsızlık) nitelendirerek ceza vermesi gerekir. Yargıtay'ın kararı bu yönde bir bozma içermektedir.