CMK m. 54'ün gerekçesinde, yeminin öneminin hakim tarafından tanığa anlatılması gerektiği belirtilmiştir. HMK m. 255 ise taraflara tanığın beyanının doğruluğuna itiraz etme hakkı tanır. Bir ceza davasında, sanık müdafii, yeminli bir tanığın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, zira tanığın mağdurla yakın arkadaş olduğunu ve davada menfaati bulunduğunu (HMK m. 255'e kıyasen) iddia ederse, ceza mahkemesi hâkimi bu itirazı nasıl değerlendirmelidir? Hukuk muhakemesindeki bir kuralın, ceza muhakemesinde 'kıyasen' uygulanması mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331188

Bu soru, farklı muhakeme kanunları arasındaki etkileşimi ve delillerin takdirindeki temel ilkeleri ele almaktadır. Ceza muhakemesinde, HMK m. 255 gibi bir kuralın doğrudan veya 'kıyasen' uygulanması söz konusu değildir. Çünkü ceza muhakemesi ve hukuk muhakemesi, amaçları, ilkeleri ve kuralları farklı olan iki ayrı alandır. Ceza muhakemesi kendi kurallarına (CMK) tabidir. Ancak, sanık müdafiinin bu itirazı, HMK m. 255'e atıf yapılmasa bile, ceza muhakemesinin temel ilkeleri çerçevesinde son derece geçerli ve dikkate alınması gereken bir savunmadır. Ceza hâkimi, bu itirazı şu çerçevede değerlendirmelidir: **1) Delillerin Serbestçe Takdiri İlkesi (CMK m. 217):** Ceza hâkimi, delilleri serbestçe takdir etme yetkisine sahiptir. Bu yetki, aynı zamanda bir yükümlülüktür. Hâkim, bir delilin güvenilirliğini ve ispat gücünü değerlendirmek zorundadır. **2) Tanığın Güvenilirliğinin Sorgulanması:** Sanık müdafiinin itirazı, aslında tanığın 'güvenilirliğine' yönelik bir itirazdır. Tanığın mağdurla yakın arkadaş olması veya davadan bir menfaat umması (örneğin, mağdurun alacağı tazminattan pay alma vaadi), tanığın objektif ve tarafsız olamayabileceğine, beyanlarının gerçeği yansıtmayabileceğine dair ciddi bir şüphe ortaya koyar. **3) Hâkimin Yapması Gereken:** Ceza hâkimi, bu itiraz üzerine, tanık beyanını 'yok' sayamaz ama ona 'ihtiyatla yaklaşmak' zorundadır. Tanığın beyanlarının doğruluğunu, dosyadaki diğer delillerle (bilirkişi raporu, olay yeri inceleme tutanağı, başka tanıkların beyanları, sanığın savunması vb.) karşılaştırmalıdır. Eğer yeminli tanığın beyanı, dosyadaki diğer objektif delillerle çelişiyorsa ve tanığın taraflı olabileceğine dair bu somut iddia da varsa, hâkim bu tanık beyanına itibar etmeyerek, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği sanık lehine bir karar verebilir. Özetle, müdafi HMK m. 255'e atıf yapmasa da, tanığın tarafsızlığına ve güvenilirliğine yönelik yapacağı bir itiraz, ceza muhakemesinin 'delillerin serbestçe takdiri' ve 'şüphenin sanık lehine yorumlanması' ilkeleri gereği mahkeme tarafından titizlikle değerlendirilmek zorundadır.