İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin 2. fıkrasında yer alan 'Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz.' hükmü, 2012 yılında yapılan bir değişiklikle eklenmiştir. Bu değişikliğin amacı ne olabilir? Bu tür işlemlerin 'uygulanmakla etkisi tükenecek işlem' sayılmamasının, kamu görevlilerinin açtığı iptal davalarında yürütmenin durdurulması kararı alma sürecine etkisini, 'kamu hizmetinin devamlılığı' ilkesi açısından değerlendiriniz.
Bu hüküm, 2012 yılında 6352 sayılı Kanun ile İYUK m. 27'ye eklenmiştir ve amacı, idarenin personel rejimine ilişkin takdir yetkisini güçlendirmek ve kamu hizmetinin devamlılığını sağlamaktır. Değişiklikten önce, bir kamu görevlisinin başka bir yere atanması işlemi, kişinin aile düzenini, sosyal çevresini bozduğu ve geri döndürülmesi zor sonuçlar doğurduğu için, mahkemeler tarafından sıkça 'uygulanmakla etkisi tükenecek işlem' olarak kabul ediliyor ve idarenin savunması alınmadan yürütmesi durduruluyordu. Bu durum, idarenin personel planlaması yapmasını zorlaştırıyor ve kamu hizmetlerinde aksamalara neden olabiliyordu. **Değişikliğin Getirdiği Etki:** Bu yasal düzenleme ile kanun koyucu, atama, naklen atama gibi personel işlemlerinin, ne kadar ağır sonuçlar doğurursa doğursun, hukuken 'uygulanmakla etkisi tükenecek işlem' olarak kabul edilemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu, bir 'yasal tanım'dır ve mahkemeleri bağlar. Bu değişikliğin yürütmenin durdurulması sürecine etkisi şudur: Artık bir kamu görevlisi, atama işlemine karşı YD talepli bir iptal davası açtığında, idare mahkemesi, 'uygulanmakla etkisi tükenecek işlem' olduğu gerekçesiyle idarenin savunmasını almadan YD kararı veremez. Mahkeme, YD kararı verebilmek için mutlaka davalı idarenin savunmasını almak veya kanuni savunma süresinin (genellikle 30 gün) geçmesini beklemek zorundadır. Bu durum, YD kararı alınmasını geciktirmekte ve kamu görevlisi aleyhine bir durum yaratmaktadır. Ancak bu düzenlemenin temelindeki mantık, 'kamu hizmetinin devamlılığı' ilkesidir. İdarenin, hizmetin gereklerine göre personelini görevlendirme ve yer değiştirme yetkisinin, yargı kararlarıyla sık sık ve hızlı bir şekilde kesintiye uğratılmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Bu düzenleme, birey hakkı (memurun yer değiştirme nedeniyle uğradığı zarar) ile kamusal yarar (kamu hizmetinin aksamaması) arasında, kamusal yarar lehine bir tercih yapıldığını göstermektedir.