Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin Esas: 2013/4722, Karar: 2014/848 sayılı kararının 2-b bendinde, 'sanıkların aynı zamanda mağdur olarak dinlenmeleri karşısında, mağdur sıfatıyla beyanları alınırken haklarının hatırlatılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 234. maddesine aykırı davranılması' hususu belirtilmiş, ancak 'aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır'. Bir kişinin aynı dosyada hem 'sanık' hem de 'mağdur' sıfatını taşıması durumunda, bu kişiye hangi hakların hatırlatılması gerekir? Sanık hakları (CMK m. 147) ile mağdur hakları (CMK m. 234) arasında bir çatışma olması halinde hangisi öncelikli olarak uygulanmalıdır?
Bir kişinin aynı ceza davasında, farklı eylemler veya farklı kişiler açısından hem sanık hem de mağdur sıfatını taşıması mümkündür (örneğin, karşılıklı yaralama olayları). Bu durumda, kişinin hukuki statüsüne göre farklı hakların hatırlatılması gerekir. **Sanık Olarak Sorgulandığında:** Kişi, kendisine isnat edilen suçla ilgili olarak 'sanık' sıfatıyla sorgulandığında, ona CMK m. 147'de sayılan temel sanık hakları hatırlatılmalıdır. Bunlar; kimliğine ilişkin soruları doğru cevaplama yükümlülüğü, isnat edilen suçu öğrenme hakkı, müdafiiden yararlanma hakkı, delillerin toplanmasını isteme hakkı ve en önemlisi 'susma hakkı' ile 'kendini ve yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmama' (nemo tenetur) hakkıdır. **Mağdur Olarak Dinlendiğinde:** Aynı kişi, kendisinin zarar gördüğü ve karşı tarafın sanık olduğu eylemle ilgili olarak 'mağdur' veya 'müşteki' sıfatıyla dinlendiğinde ise, ona CMK m. 234'te sayılan mağdur hakları hatırlatılmalıdır. Bunlar; delillerin toplanmasını isteme, soruşturmanın gizliliğini bozmamak kaydıyla belgelerden örnek isteme, avukat yardımından yararlanma, davaya katılma hakkı gibi haklardır. Yargıtay kararında eleştirilen husus, sanıkların kendi mağduriyetleriyle ilgili beyanları alınırken, onlara CMK m. 234'teki bu mağdur haklarının hatırlatılmamış olmasıdır. Bu iki hak grubu arasında bir çatışma olması halinde, yani kişinin beyanının hem kendi sanıklığına hem de mağduriyetine etki edeceği durumlarda, ceza muhakemesinin temel ilkesi olan 'savunma hakkının üstünlüğü' ve 'suçsuzluk karinesi' gereği, sanık hakları (özellikle susma ve kendini suçlamama hakkı) öncelikli olarak uygulanmalıdır. Kişi, kendi aleyhine sonuç doğurabilecek hiçbir beyanda bulunmaya zorlanamaz. Ancak, karşı tarafın sanık olduğu eylemle ilgili olarak beyanda bulunurken, mağdur haklarından da yararlandırılması gerekir. Mahkemenin, bu iki statüyü dikkatlice ayırarak usuli işlemleri yapması zorunludur.