Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/27093 K. sayılı kararında, 'Sizler yalakasınız' ifadesi, 'rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı' olarak nitelendirilerek hakaret suçunu oluşturmadığına karar verilmiştir. Bu kararı, aynı dairenin daha eski bir tarihli kararında (Y4CD-K.2014/31186) 'Ben sizin ne mal olduğunuzu biliyorum' ifadesi için yaptığı benzer yorumla birlikte değerlendiriniz. Yargıtay'ın 'rahatsız edici' veya 'kaba' sözler ile 'hakaret' suçu arasına çizdiği bu sınırın temel felsefesi nedir? Ceza hukukunun hangi ilkesi bu yorumu desteklemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331173

Yargıtay'ın bu iki kararda ve benzerlerinde ortaya koyduğu yaklaşım, hakaret suçunun kapsamını daraltıcı ve ifade özgürlüğünü genişletici bir yorumu benimsemesidir. Bu sınırın temel felsefesi, ceza hukukunun toplumsal ilişkilerdeki her türlü ahlaki veya nezaket dışı davranışı cezalandırma aracı olmadığı, sadece kişilerin onur, şeref ve saygınlığına yönelik ciddi ve nitelikli saldırıları yaptırıma bağlaması gerektiği düşüncesidir. Bu yorumu destekleyen temel ceza hukuku ilkesi, 'ultima ratio' (son çare) ilkesidir. Bu ilkeye göre, ceza hukuku, toplumsal düzeni korumak için başvurulacak en son araç olmalıdır. Daha hafif olan ve özel hukuk (tazminat), idare hukuku veya disiplin hukuku yaptırımlarıyla giderilebilecek haksızlıklar için ceza hukukunun devreye girmemesi gerekir. 'Yalakasınız' veya 'ne mal olduğunuzu biliyorum' gibi ifadeler, muhatap için şüphesiz 'rahatsız edici', 'kaba' ve 'nezaket dışı'dır. Ancak Yargıtay, bu ifadelerin, muhatabın toplum içindeki itibarını ve saygınlığını doğrudan lekeleyen, onu küçük düşüren bir 'sövme' veya 'somut olgu isnadı' ağırlığında olmadığına karar vermektedir. Bu sözler, daha çok söyleyenin, muhatabın karakteri veya davranışları hakkındaki olumsuz 'değer yargısını' ve 'ağır eleştirisini' yansıtmaktadır. Yargıtay, bu tür ifadeleri ceza hukuku kapsamının dışında tutarak, kişiler arasındaki günlük çekişmelerden veya anlaşmazlıklardan kaynaklanan her kaba sözün bir ceza davasına dönüşmesini engellemekte ve ceza hukukunun 'ultima ratio' niteliğini korumaktadır.