Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/22-1442 E., 2016/867 K. sayılı kararında, davacı tanığı olarak dinlenen işçilerin, aynı işveren aleyhine aynı iddialarla dava açmış olmaları nedeniyle 'menfaat birliği' içinde oldukları ve beyanlarının tek başına hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir. 'Menfaat birliği' kavramını, tanıklığın güvenilirliği açısından HMK m. 255 ile ilişkilendirerek açıklayınız. Bu durumdaki tanıkların beyanları tamamen geçersiz midir, yoksa 'diğer yan delillerle desteklenmesi' şartıyla mı dikkate alınabilir?
'Menfaat birliği', tanık ile davada taraf olan kişilerden birinin davanın sonucu açısından ortak veya benzer bir hukuki veya fiili çıkara sahip olması durumudur. Yargıtay'ın iş davalarına ilişkin yerleşik içtihatlarında sıkça karşılaşılan bu kavram, HMK m. 255'teki 'tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler' kapsamına girer. Aynı işveren aleyhine, benzer iddialarla (örneğin fazla mesai ücretlerinin ödenmediği) dava açmış olan bir tanığın, davacı lehine tanıklık yapmasında potansiyel bir menfaati vardır. Çünkü, tanıklık yaptığı davanın kabul edilmesi, kendi davası için de bir emsal teşkil edebilir ve kendi iddiasını güçlendirebilir. Bu durum, tanığın objektif ve tarafsız beyanda bulunma olasılığını zayıflatan ciddi bir şüphe nedenidir. HGK'nın ilgili kararında da belirtildiği gibi, bu durumdaki tanıkların beyanları tamamen 'geçersiz' değildir. Ancak, tek başlarına hüküm kurmak için 'yeterli' değildirler. Mahkeme, menfaat birliği içindeki tanıkların beyanlarına 'ihtiyatla yaklaşmalı' ve bu beyanların doğruluğunu mutlaka 'diğer yan delillerle' teyit etmelidir. Örneğin, menfaat birliği içindeki tanıkların 'fazla mesai yapılıyordu' şeklindeki beyanları, işyeri giriş-çıkış kayıtları, puantaj cetvelleri, e-posta yazışmaları, işin niteliği gibi başka objektif delillerle destekleniyorsa, mahkeme bu tanıklıklara itibar ederek hüküm kurabilir. Ancak, dosyada bu tanık beyanlarından başka hiçbir delil yoksa, sadece menfaat birliği içindeki tanıkların soyut beyanlarına dayanılarak karar verilemez. Bu, ispat yükü kuralları ve delillerin serbestçe takdiri ilkesinin bir gereğidir.