CMK m. 54/1, 'Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler.' demektedir. 'Ayrı ayrı' yemin etme kuralının amacı nedir? Mahkemenin, zaman kazanmak amacıyla duruşmada hazır bulunan birden fazla tanığa aynı anda ve toplu olarak yemin ettirmesi, usule uygun bir işlem midir? Bu usulün ihlalinin tanık beyanlarının güvenilirliğine ve delil değerine etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331170

CMK m. 54/1'deki 'ayrı ayrı' yemin etme kuralı, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'delillerin bireyselleştirilmesi' ve tanık beyanının güvenilirliğinin artırılması amacını güder. Bu kuralın temel amaçları şunlardır: **1) Yeminin Etkisini Güçlendirmek:** Yemin, her bir tanık için bireysel bir sorumluluk yükleyen, kişisel bir eylemdir. Her tanığın, hâkimin huzurunda tek başına ayağa kalkarak yemin metnini tekrar etmesi, yeminin ciddiyetini ve manevi/psikolojik etkisini artırır. Toplu yemin, bu etkiyi azaltır ve işlemi sıradan bir formaliteye dönüştürebilir. **2) Tanıkların Birbirinden Etkilenmesini Önlemek:** Tanıkların birlikte yemin etmesi ve sonrasında birbirlerinin beyanlarını duyacak şekilde dinlenmeleri, onların birbirinden etkilenmesine, beyanlarını birbirine uydurmasına veya çelişkiye düşmekten çekinmesine yol açabilir. 'Ayrı ayrı' yemin ve sonrasında 'ayrı ayrı' dinlenme (CMK m. 52/3), her tanığın dış etkenlerden arınmış bir şekilde, sadece kendi bilgi ve görgüsünü aktarmasını sağlamayı hedefler. **Usule Uygunluk ve Sonuçları:** Mahkemenin zaman kazanmak amacıyla tanıklara toplu yemin ettirmesi, CMK m. 54/1'in açık lafzına aykırı ve usulsüz bir işlemdir. Bu usul ihlalinin doğrudan ve otomatik bir sonucu (beyanın geçersizliği gibi) kanunda düzenlenmemiş olsa da, delilin sıhhati ve güvenilirliği açısından önemli sonuçlar doğurur. Özellikle, toplu yemin ettirilen tanıkların beyanları arasında önemli çelişkiler varsa veya bir tanığın diğerinden etkilendiğine dair somut bir şüphe oluşursa, savunma tarafı bu usulsüzlüğü ileri sürerek tanık beyanlarının delil değerinin düşük olduğunu ve hükme esas alınmaması gerektiğini savunabilir. Yargıtay denetiminde, bu durum, özellikle davanın sonucunu doğrudan etkileyen bir tanıklık söz konusuysa, adil yargılanma hakkının ihlali olarak görülebilir ve bozma nedeni sayılabilir.