İYUK m. 27/7 uyarınca yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara itiraz süresi 'kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün' olarak belirlenmiştir. Bu yedi günlük sürenin hukuki niteliği nedir (hak düşürücü süre, adli tatilde işleyen süre vb.)? Bu süre içinde itiraz edilmemesinin sonuçları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331169

İYUK m. 27/7'de öngörülen yedi günlük itiraz süresi, 'hak düşürücü' nitelikte bir süredir. Hak düşürücü süreler, bir hakkın kanunda belirtilen süre içinde kullanılmaması halinde o hakkın tamamen ortadan kalkmasına neden olan, kamu düzenine ilişkin ve hâkim tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınması gereken sürelerdir. Bu sürenin kaçırılması halinde, tarafın itiraz hakkı bir daha kullanılamayacak şekilde sona erer. Süre, kararın tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği günü takip eden günden itibaren başlar. İdari yargıda adli tatil kurumu (İYUK m. 61) mevcuttur. Ancak İYUK m. 62, adli tatilde hangi işlerin görülmeye devam edeceğini düzenlerken, İYUK m. 27'deki yürütmenin durdurulması istemleri ve bunlara karşı yapılacak itirazların adli tatilde de görülecek işlerden olduğunu belirtir. Dolayısıyla, bu yedi günlük itiraz süresi, adli tatil içinde de işlemeye devam eder, adli tatil nedeniyle durmaz veya uzamaz. Bu süre içinde itiraz edilmemesinin sonucu, itiraza konu olan yürütmenin durdurulması (kabul veya red) kararının, o anki dosya durumu itibarıyla 'kesinleşmesidir'. Karar red yönünde ise, idari işlemin icrası devam eder. Karar kabul yönünde ise, idari işlemin yürütmesi dava sonuna kadar durdurulmuş olur. Ancak daha önce de belirtildiği gibi, bu kesinlik mutlak değildir. Yargılama sürecinde ortaya çıkacak yeni ve önemli bir delil veya sebebe dayanılarak yeniden yürütmenin durdurulması talep edilebilir (İYUK m. 27/10).