TCK m. 103/6, cinsel istismar suçunun mağdurun 'bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde', faile 'ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası' verileceğini düzenlemektedir. Bu hüküm, ceza hukukundaki 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç' kurumunun bir örneği midir? Failin, ölüm veya bitkisel hayata girme neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticeye ilişkin en azından 'taksirle' hareket etmiş olması şartı (TCK m. 23) aranır mı? Yoksa bu bir objektif sorumluluk hali midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331166

Evet, TCK m. 103/6, 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç' kurumunun özel bir görünüm şeklidir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç, failin işlemek istediği temel suçun (kasten işlenen) sınırlarını aşan, daha ağır veya başka bir neticenin meydana gelmesi durumunda, failin bu ağır neticeden de sorumlu tutulmasıdır. TCK m. 23'te bu kurumun genel kuralı düzenlenmiştir: 'Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi hâlinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu neticeye ilişkin olarak en azından taksirle hareket etmesi gerekir.' Bu hüküm, ceza hukukumuzda objektif sorumluluğu (kusursuz sorumluluğu) ortadan kaldırmıştır. Failin, meydana gelen ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için, bu netice açısından en azından taksirinin, yani bir öngörebilirlik ve dikkat-özen yükümlülüğü ihlalinin bulunması şarttır. Bu genel kural, TCK m. 103/6 için de geçerlidir. Fail, cinsel istismar eylemini kasten gerçekleştirirken, bu eylemin niteliği veya şiddeti itibarıyla mağdurun ölebileceğini veya bitkisel hayata girebileceğini 'öngörebilir' durumda olmalıdır. Eğer bu ağır netice, fail açısından hiçbir şekilde öngörülebilir değilse (örneğin, mağdurun bilinmeyen bir kalp rahatsızlığı nedeniyle aniden ölmesi gibi tamamen atipik bir durum), fail bu ağır neticeden sorumlu tutulamaz. Dolayısıyla, TCK m. 103/6 bir objektif sorumluluk hali değildir. Mahkeme, failin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılabilmesi için, cinsel istismar eylemine yönelik 'kastını' ve ölüm veya bitkisel hayata girme neticesine yönelik en azından 'taksirini' tespit etmek ve kararında gerekçelendirmek zorundadır.