TCK m. 103/5, 'Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.' demektedir. Bu hükmü, ceza hukukundaki 'bileşik suç' (TCK m. 42) kurumuyla karşılaştırınız. Cinsel istismarın basit cebirle işlenmesi ile ağır neticelere yol açan cebirle işlenmesi arasında, suçların içtimaı açısından neden farklı bir rejim benimsenmiştir?
Bu soru, suçların içtimaı kurallarının özel bir durumunu ele almaktadır. Kural olarak, bir suçun işlenmesi sırasında o suçun unsuru veya nitelikli hali olan başka bir suç da işlenirse, faile sadece temel suçtan ceza verilir; bu duruma 'bileşik suç' (TCK m. 42) denir. Örneğin, yağma suçunun (TCK m. 148) içinde tehdit (TCK m. 106) ve kasten yaralama (TCK m. 86) suçları zaten bir unsur olarak yer alır. Bu nedenle yağma failine ayrıca tehdit veya basit yaralamadan ceza verilmez. Cinsel istismar suçunun cebirle işlenmesi (TCK m. 103/4) de benzer bir durumdur. Burada kullanılan cebir, yani kasten yaralamanın basit hali, cinsel istismar suçunun nitelikli halinin bir unsurudur ve bu nedenle fail, ayrıca TCK m. 86/2'den (basit yaralama) cezalandırılmaz; sadece TCK m. 103'ün artırılmış cezasını alır. Ancak TCK m. 103/5, bu kurala önemli bir istisna getirmektedir. Eğer cinsel istismar için başvurulan cebir, kasten yaralama suçunun 'ağır neticelerine' (örneğin, duyu veya organ zayıflaması - TCK m. 87/1, vücutta kemik kırılması - TCK m. 87/3) neden olursa, artık bu yaralama fiili, cinsel istismar suçunun içinde eriyen basit bir unsur olarak kabul edilemez. Eylemin haksızlık içeriği o kadar artmıştır ki, kanun koyucu bu durumu 'gerçek içtima' kuralına tabi tutmuştur. Yani fail, hem nitelikli cinsel istismar suçundan (TCK m. 103/2-4) hem de 'ayrıca' neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan (TCK m. 87) ayrı ayrı cezalandırılır. Bu farklı rejimin benimsenmesinin nedeni, orantılılık ilkesidir. Basit bir yaralama, cinsel saldırının haksızlık içeriği içinde absorbe edilebilirken, mağdurun hayatını kalıcı olarak etkileyen ağır bir yaralanmanın haksızlığı, cinsel istismar suçunun cezasıyla karşılanamaz. Bu nedenle kanun koyucu, bu ağır neticeler için faile ek ve bağımsız bir ceza verilmesini öngörmüştür.