Bir idari işlemin yürütmesinin durdurulması kararının idare tarafından 30 gün içinde uygulanmaması (İYUK m. 28) üzerine, zarar gören kişinin hem idare aleyhine tazminat davası açması hem de sorumlu kamu görevlisi hakkında suç duyurusunda bulunması mümkündür. Kamu görevlisi, kendisine bu konuda amirinden 'yazılı ve hukuka aykırı bir emir' geldiğini ve bu emri yerine getirdiğini savunursa, bu durumun hukuki ve cezai sorumluluğuna etkisi ne olur? Anayasa m. 137'deki 'kanunsuz emir' kurumu bu bağlamda nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331155

Bu durum, kamu görevlisinin sorumluluğunun sınırlarını belirleyen 'kanunsuz emir' kurumu ile doğrudan ilgilidir. Anayasa'nın 137. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 11. maddesi bu konuyu düzenler. **Cezai Sorumluluk Açısından:** Anayasa m. 137/2'ye göre, konusu suç teşkil eden bir emri, kamu görevlisi hiçbir surette yerine getiremez; yerine getirirse sorumluluktan kurtulamaz. Yargı kararını uygulamamak, TCK m. 257'deki 'görevi kötüye kullanma' suçunu oluşturabilir. Bu emir, konusu suç teşkil ettiği için, kamu görevlisi amirinden gelen 'yargı kararını uygulama' emrini yerine getirmekle cezai sorumluluktan kurtulamaz. Bu emri amirine bildirmesi ve yerine getirmemesi gerekir. Eğer emri yerine getirirse, hem emri veren amir hem de emri uygulayan memur cezai olarak sorumlu olur. **Hukuki (Tazminat) Sorumluluğu Açısından:** Kamu görevlisinin hukuki sorumluluğu yoktur; tazminat davasının muhatabı daima idaredir (Anayasa m. 129/5). Ancak idare, ödediği tazminatı, hizmet kusuru bulunan kamu görevlisine rücu edebilir. Bu rücu davasında, kamu görevlisinin 'kanunsuz emri' uygulaması, onun kişisel kusurunun varlığını gösterir ve idarenin kendisine rücu etmesini kolaylaştırır. **'Yazılı ve Hukuka Aykırı Emir' Savunması:** Eğer amirin emri, konusu suç teşkil etmiyor ancak sadece hukuka aykırı ise (örneğin, usule aykırı bir atama emri), memur bu emri yerine getirmeyip durumu amirine bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bunu yazı ile yenilerse, memur emri yerine getirmekle yükümlüdür; bu halde sorumlu olmaz (Anayasa m. 137/1). Ancak, yargı kararını uygulamama emri, konusu suç teşkil eden bir emir olduğu için bu kural burada uygulanmaz. Dolayısıyla, kamu görevlisinin 'amirimin yazılı emrini uyguladım' savunması, kendisini ne cezai sorumluluktan ne de idarenin rücu davasından kurtarmaz.