HMK m. 255 kapsamında bir taraf, karşı taraf tanığının 'davada yararı bulunduğu' gerekçesiyle beyanının güvenilirliğine itiraz etmektedir. Bu 'yarar' kavramı nasıl yorumlanmalıdır? Sadece davayı kazanmasından doğacak dolaylı bir memnuniyet mi, yoksa davanın sonucuna bağlı somut bir maddi veya hukuki menfaat mi kastedilmektedir? Bir şirketin ortağının, şirket lehine tanıklık yapması bu kapsamda değerlendirilebilir mi?
HMK m. 255'te geçen 'davada yararı bulunmak' kavramı, dar yorumlanmalıdır. Bu, tanığın davanın sonucundan doğrudan veya dolaylı olarak etkilenecek somut bir hukuki veya maddi menfaatinin bulunması anlamına gelir. Tanığın, tarafın davayı kazanmasından duyacağı soyut bir sevinç, memnuniyet veya manevi tatmin bu kapsamda bir 'yarar' olarak kabul edilemez. 'Yarar'ın varlığı için şu tür durumlar örnek verilebilir: - Davanın sonucuna göre tanığın kendisinin de başka bir kişiye karşı dava açma hakkı elde edecek olması. - Davanın kaybedilmesi halinde, tanığın davayı kaybeden tarafa karşı bir borç altına girecek olması. - Tanığın, dava konusu şey üzerinde bir hakkı veya payı olması. Bir şirketin ortağının, şirketin taraf olduğu bir davada tanıklık yapması, 'davada yararı bulunmak' durumuna tipik bir örnektir. Şirketin davayı kazanması, şirketin malvarlığını artıracak veya bir borçtan kurtulmasını sağlayacaktır. Bu durum, şirketin kar-zarar durumunu doğrudan etkiler ve ortağın payına düşecek kar payını veya şirketin değerini artırarak ona somut bir 'maddi menfaat' sağlar. Bu nedenle, bir şirket ortağının tanıklığına, HMK m. 255 uyarınca davada yararı olduğu gerekçesiyle itiraz edilebilir. Bu durum, tanığın beyanının mutlak olarak geçersiz olduğu anlamına gelmez. Ancak mahkeme, bu menfaat bağını dikkate alarak tanığın beyanını daha ihtiyatlı bir şekilde ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediğini titizlikle inceleyerek takdir etmelidir.