YCGK'nın 2022/199 sayılı kararında, bir hakimin sosyal medya paylaşımına yapılan 'Senin gibi yalakalar yarın da başkalarını sever, sen yalakasın.' şeklindeki yorumun hakaret olmadığı kabul edilmiştir. Bu kararı, AİHM'nin 'kamu yararına ilişkin tartışmaya katkı' kriteri ve 'değer yargısı - olgu isnadı' ayrımı çerçevesinde analiz ediniz. Bir ifadenin 'değer yargısı' olarak kabul edilebilmesi için 'yeterli bir olgusal altyapıya' sahip olması gerektiği ilkesi, bu somut olayda nasıl karşılık bulmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331151

YCGK'nın bu kararı, AİHM içtihatlarının iç hukuka yansımasının önemli bir örneğidir. Kararın analizi şu şekildedir: **1) Kamu Yararına İlişkin Tartışmaya Katkı:** Olay, bir hakimin kamusal alanda (sosyal medyada) yaptığı ve mesleğinin tarafsızlığı ile bağdaşmayacağı düşünülen bir siyasi paylaşımla başlamıştır. Bu paylaşım, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı gibi 'kamu yararını' ilgilendiren bir tartışmayı tetiklemiştir. Sanığın yorumu, bu kamusal tartışma bağlamında yapıldığı için, salt kişisel bir sataşma olarak değil, bu tartışmaya bir katkı olarak değerlendirilmiştir. **2) Değer Yargısı - Olgu İsnadı Ayrımı:** 'Yalaka' ifadesi, ispatı mümkün olan somut bir 'olgu isnadı' (örneğin 'sen rüşvet aldın') değildir. Bu, kişinin tutumuna, davranışlarına yönelik eleştirel bir 'değer yargısı'dır. AİHM'e göre, olgu isnatları kanıtlanabilir olmalıyken, değer yargılarının doğruluğunun kanıtlanmasını istemek ifade özgürlüğünün ihlali anlamına gelir. **3) Yeterli Olgusal Altyapı:** AİHM, değer yargılarının tamamen havada kalmaması, bir 'olgusal altyapıya' dayanması gerektiğini belirtir. Somut olayda bu 'olgusal altyapı', katılan hakimin bizzat kendisinin yaptığı ve kamusal tartışma yaratan sosyal medya paylaşımıdır. Sanığın 'yalaka' şeklindeki değer yargısı, bu somut ve gerçek olguya (paylaşıma) dayanmaktadır. Yani sanık, ortada hiçbir şey yokken keyfi bir şekilde hakime saldırmamış, hakimin kendi eylemi üzerine bir yorumda bulunmuştur. Bu olgusal temel, sanığın değer yargısının keyfi bir sövme olmadığını, bir eleştiri niteliğinde olduğunu güçlendirmiştir. Bu nedenlerle YCGK, ifadenin nezaket dışı ve kaba olmakla birlikte, kamusal tartışma bağlamında, yeterli olgusal temele dayanan bir değer yargısı olduğuna ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığına karar vermiştir.