YCGK 2011/180 K. sayılı kararında, sanık A.B.'nin eyleminin 'azmettirme' (TCK m. 38) mi yoksa 'yardım etme' (TCK m. 39) mi olduğu derinlemesine tartışılmıştır. Kararda ve Başsavcılık itirazında belirtilen, 'azmettirme'nin varlığı için 'belli bir suçu işleme hususunda henüz bir fikri olmayan bir kişinin başkası tarafından bu suçu işlemeye karar verdirilmesi' gerektiği kriterini açıklayınız. Somut olayda, sanık A.B.'nin eyleminin neden 'yardım etme' olarak kabul edildiğini, özellikle 'suç işleme iradesini güçlendirme' kavramı üzerinden izah ediniz.
TCK m. 38'e göre azmettirme, bir başkasını suç işlemeye teşvik etmektir. Ancak YCGK kararında ve ceza hukuku doktrininde kabul edildiği üzere, azmettirmeden söz edebilmek için, suç işleme kararının failde (suçu işleyende) 'ilk defa' azmettiren tarafından oluşturulması gerekir. Yani, failin zihninde daha önceden o suçu işleme fikri yokken, azmettirenin telkin ve çabalarıyla bu karar oluşmalıdır. Eğer failde zaten suçu işleme kararı mevcutsa, başka bir kişinin bu kararı 'güçlendirmesi', 'desteklemesi' veya 'cesaret vermesi' azmettirme değil, 'yardım etme' (TCK m. 39) kapsamında değerlendirilir. Somut olayda, cinayeti işleyen sanık E.B.'nin, kız kardeşine yönelik cinsel saldırı olayı nedeniyle zaten öleni öldürme iradesine ve amacına sahip olduğu, bu amaçla Ağrı'dan İstanbul'a geldiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yani, E.B.'de suç işleme kararı zaten mevcuttur. Sanık A.B.'nin eylemleri (diğer sanıkla İstanbul'a gelmesi, olay öncesi telefonla görüşmesi, olayın işleneceğini bilmesi) E.B.'nin zihninde yeni bir suç işleme kararı oluşturmamış, aksine onun zaten mevcut olan kararını 'güçlendirmiş' ve ona 'cesaret' vermiştir. A.B.'nin varlığı ve iletişimi, E.B.'ye 'arkandayım' mesajı vererek suç işleme kararını pekiştirmiştir. İşte bu 'mevcut kararı kuvvetlendirme' veya 'suç işleme iradesini güçlendirme' eylemi, TCK m. 39 kapsamında manevi yardım etme olarak kabul edilir. Bu nedenle YCGK, sanık A.B.'nin eylemini azmettirme değil, yardım etme olarak nitelendirmiştir.