YCGK 2011/180 K. sayılı kararında, tanık C.B.'nin polis memurlarınca düzenlenen ve kendisinin imzalamadığı tutanaktaki aleyhe beyanlarının, CMK m. 45, 48 ve Anayasa m. 38 uyarınca 'yasak kanıt' niteliğinde olduğu ve hükme esas alınamayacağı sonucuna varılmıştır. Bir tanığın, kanuni hakları hatırlatılmadan ve imzası olmadan alınan beyanını içeren bir 'tutanak' neden hukuken geçersiz bir kanıt olarak kabul edilir? Bu durumun, 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesine getirdiği sınırlamayı izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331137

Bu durum, ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden olan 'hukuka uygun delil elde etme' ve 'adil yargılanma' hakkının bir sonucudur. YCGK'nın kararında belirttiği gibi, tanık C.B., sanıkların kardeşi olduğu için CMK m. 45 uyarınca 'tanıklıktan çekinme hakkı'na sahiptir. Ayrıca, CMK m. 48 uyarınca kendisini veya yakınlarını suçlayıcı sorulara cevap vermeme (nemo tenetur) hakkına sahiptir. Bu haklar, Anayasa m. 38'de de güvence altına alınmıştır. Polis memurlarının, bu kanuni hakları hatırlatmadan, tanığın beyanlarını bir tutanağa geçirip, tanığın kendisi de bu tutanağı imzalamamasına rağmen dosyaya koymaları, bu temel hakların ihlali yoluyla delil elde etme anlamına gelir. Bir delilin 'hukuka uygun' sayılabilmesi için, elde edilme sürecinde kanunun emredici hükümlerine ve temel haklara riayet edilmesi gerekir. Burada riayet edilmemiştir. Tanığın imzalamaması, tutanak içeriğini kabul etmediğini, doğrulamadığını gösterir. Bu nedenle bu tutanak, hukuki dayanaktan yoksun, tek taraflı ve güvenilirliği şüpheli bir belge haline gelir. CMK m. 217 uyarınca hâkim delilleri serbestçe takdir eder, ancak bu serbesti 'hukuka uygun olarak elde edilmiş' delillerle sınırlıdır. Hukuka aykırı olarak elde edilen bulgular, delil olarak kabul edilemez (Anayasa m. 38/6). Dolayısıyla, tanık C.B.'nin beyanlarını içeren bu tutanak 'yasak kanıt' (delil yasağı) kapsamındadır ve mahkeme tarafından yok hükmünde sayılarak hükme esas alınamaz.