TCK m. 103/1'de, sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması halinde soruşturma ve kovuşturmanın şikâyete bağlı olduğu düzenlenmiştir. Bu istisnanın getirilmesindeki amaç (ratio legis) ne olabilir? Bu düzenlemeyi, ceza adalet sisteminin çocuk suçlulara yaklaşımı ve 'mağdurun menfaati' ilkeleri açısından değerlendiriniz.
TCK m. 103'te düzenlenen cinsel istismar suçu, kural olarak şikâyete tabi değildir ve re'sen soruşturulur. Ancak kanun koyucu, 'sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin de çocuk olması' halinde bir istisna getirerek suçu şikâyete tabi kılmıştır. Bu istisnanın getirilmesindeki temel amaçlar şunlardır: 1) **Çocuk Suçlulara Özgü Yaklaşım:** Ceza adalet sistemi, suça sürüklenen çocukları birer 'suçlu' olarak değil, öncelikle 'korunmaya muhtaç çocuk' olarak görür. Amaç cezalandırmaktan çok, çocuğu topluma yeniden kazandırmak ve rehabilite etmektir. Failin de çocuk olduğu ve eylemin en hafif hali olan sarkıntılık düzeyinde kaldığı bu durumda, olayın bir ceza davasına dönüşerek her iki çocuğun da (fail ve mağdur) adli sistem içinde daha fazla yıpranmasını ve 'damgalanmasını' önlemek amaçlanmıştır. 2) **Mağdurun Menfaati ve Aile İçi Çözüm:** Bazen failler ve mağdurlar aynı sosyal çevreden (okul arkadaşı, komşu vb.) olabilir. Bu tür durumlarda, olayın yargıya taşınması yerine ailelerin kendi aralarında anlaşarak, çocuklara gerekli pedagojik desteği sağlayarak çözmesi, mağdur çocuğun ikincil bir travma yaşamasını engelleyebilir. Şikâyet şartı, bu konuda takdir yetkisini mağdura ve ailesine (velisi/vasisi) bırakmaktadır. Aile, yargısal sürecin çocuk için daha zararlı olacağını düşünürse şikâyetçi olmayarak süreci sonlandırabilir. Bu düzenleme, ceza adaletinin katı ve şekilci uygulanması yerine, somut olayın hassasiyetini ve çocukların üstün yararını gözeten esnek bir yaklaşımı benimsemektedir.