Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 54. maddesinin gerekçesinde, yemin verilmesinin 'doğrunun daha büyük bir olasılıkla söyleneceği' düşüncesine dayandığı belirtilmiştir. Yeminin bu fonksiyonunu, ceza muhakemesinin 'maddi gerçeğe ulaşma' amacı doğrultusunda değerlendiriniz. Yeminsiz dinlenen bir tanığın beyanının delil değerinin, yeminli dinlenen bir tanığa göre daha zayıf kabul edilmesinin hukuki temeli nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331132

Ceza muhakemesinin temel amacı, her türlü şüpheden arınmış bir şekilde maddi gerçeğe ulaşmaktır. Deliller bu amaca ulaşmak için kullanılan araçlardır. CMK m. 54'te düzenlenen yemin kurumu, bu amaca hizmet eden önemli bir usuli güvencedir. Gerekçede de belirtildiği gibi, yeminin iki temel fonksiyonu vardır: Birincisi, tanığa manevi ve ahlaki bir sorumluluk yükleyerek doğruyu söylemesi yönünde bir telkinde bulunmaktır. İkincisi ve daha önemlisi, tanığı yalan tanıklık yapması halinde TCK m. 272 uyarınca cezai bir yaptırımla karşı karşıya kalacağı konusunda uyarmaktır. Bu cezai tehdit, tanık üzerinde caydırıcı bir etki yaratarak, gerçeğe aykırı beyanda bulunma eğilimini azaltır. Yeminsiz dinlenen bir tanığın beyanının delil değerinin daha zayıf kabul edilmesinin hukuki temeli de budur. Yeminsiz beyanda bulunan tanık, yalan söylemesi halinde yalan tanıklık suçundan cezalandırılma riski taşımadığından (suçun unsurları oluşmaz), beyanının güvenilirliği daha düşüktür. Mahkeme, delilleri serbestçe takdir ederken (CMK m. 217), yeminin sağladığı bu güvenceden yoksun olan bir beyanı, diğer delillerle (özellikle maddi delillerle) desteklenip desteklenmediğini daha titiz bir şekilde incelemek zorundadır. Bu nedenle, yeminli tanık beyanı, hukuken daha güçlü bir takdiri delil niteliği taşır.