Anayasa Mahkemesi'nin 2022/14 E., 2022/70 K. sayılı kararında, vergi iadesi talepli davalarda 'dava konusu tutarın yüzde ellisi oranında teminat alınmadan yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceğini' öngören kuralın Anayasa'ya aykırı bulunmasının temel gerekçeleri nelerdir? Bu kuralın, İYUK m. 27'de aranan 'telafisi güç veya imkânsız zararın doğması' şartını nasıl etkisiz kıldığını ve mahkemenin takdir yetkisini nasıl ortadan kaldırdığını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331131

Anayasa Mahkemesi'nin bu önemli iptal kararının temel gerekçeleri şunlardır: **1) 'Telafisi Güç veya İmkânsız Zarar' Şartını Anlamsız Kılması:** YD kararının temel mantığı, idari işlemin uygulanması halinde kişinin telafisi imkansız bir zarara uğramasını önlemektir. Vergi iadesi davasında, kişinin zaten ödemiş olduğu parayı geri alamaması ve dava süresince bu paradan mahrum kalması, mahkeme tarafından 'telafisi güç bir zarar' olarak kabul edilebilir. Ancak iptal edilen kural, mahkeme bu sonuca varsa bile, kişiye 'zaten alamadığı paranın yarısı kadar daha teminat yatırırsan yürütmeyi durdururum' demektedir. Bu durum, telafisi güç zarar şartını tamamen işlevsiz ve anlamsız kılmaktadır. Zarar içinde olan bir kişiden, bu zararı durdurmak için ek bir mali külfet talep etmek çelişkilidir. **2) Mahkemenin Takdir Yetkisini Ortadan Kaldırması:** İYUK m. 27/6, genel kural olarak YD kararlarının teminat karşılığı verileceğini, ancak 'durumun gereklerine göre teminat aranmayabileceğini' belirterek mahkemeye geniş bir takdir yetkisi tanır. Mahkeme, somut olayın özelliklerine, tarafların mali durumuna göre teminat alıp almamaya veya miktarını belirlemeye karar verebilir. İptal edilen kural ise bu takdir yetkisini tamamen ortadan kaldırarak, mahkemeyi her durumda ve sabit bir oranda (%50) teminat almaya zorlamaktadır. **3) Adli Yardımdan Yararlanma Güvencesinin Olmaması:** Kural, mali gücü olmayan ve adli yardımdan yararlanması gereken davacılar için bir istisna getirmemektedir. Bu durum, mali gücü olmayan kişilerin YD tedbirinden fiilen yararlanmasını imkansız hale getirerek hak arama özgürlüğünü ve mahkemeye erişim hakkını zedelemektedir. Bu gerekçelerle AYM, kuralın YD kurumunun etkinliğini azalttığını ve Anayasa'nın 125. maddesine aykırı olduğuna hükmetmiştir.