Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yurt dışı teşkilatına ilişkin bir Yönetmelik hükmünün yürütmesinin durdurulmasına dair Danıştay kararı (Danıştay 1. Daire 2006/1303 E., 2007/163 K.), bu Yönetmeliğe dayanılarak daha önce yapılmış olan bireysel bir atama işlemini (müşterek kararname ile yapılan) kendiliğinden geçersiz kılar mı? YD kararını uygulamamanın sorumluluğunun kime ait olduğunun tespitinde 'usulde paralellik' ilkesinin rolünü ve bu karardaki Diyanet İşleri Başkanı'nın sorumluluğuna ilişkin değerlendirmeyi analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331130

Bu Danıştay kararı, düzenleyici işlem (Yönetmelik) hakkında verilen bir yargı kararının, bu işleme dayanılarak daha önce tesis edilmiş birel idari işlemlere (atama kararnamesi) etkisini göstermesi bakımından önemlidir. Bir yönetmelik hükmünün yürütmesinin durdurulması veya iptal edilmesi, kural olarak o hükme dayanılarak tesis edilmiş olan ve henüz kesinleşmemiş veya dava konusu yapılmış birel işlemleri de sakatlar. Ancak, dava konusu edilmemiş ve hukuki sonuçlarını doğurmuş bir atama işlemi, düzenleyici işlemin yürütmesinin durdurulmasıyla kendiliğinden geçersiz hale gelmez. İdarenin, bu YD kararına dayanarak o birel işlemi geri alması veya iptal etmesi gerekir. Kararda tartışılan asıl mesele, bu geri alma işlemini yapma sorumluluğunun kimde olduğudur. Burada 'usulde paralellik' ilkesi devreye girer. Bu ilkeye göre, bir idari işlem hangi usulle tesis edilmişse, yine aynı veya benzer bir usulle geri alınmalı, kaldırılmalı veya değiştirilmelidir. Somut olayda, atama işlemi Başbakan ve ilgili Devlet Bakanının imzasını taşıyan bir 'müşterek kararname' ile yapılmıştır. Dolayısıyla bu atamanın geri alınması da yine aynı makamların iradesini yansıtan bir müşterek kararname ile mümkündür. Danıştay, bu nedenle YD kararını uygulamama sorumluluğunun, tek başına geri alma işlemini yapma yetkisi olmayan Diyanet İşleri Başkanı'na yüklenemeyeceğine karar vermiştir. Sorumluluk, işlemi tesis eden ve geri alma yetkisine sahip olan yürütme makamlarındadır (Başbakanlık ve ilgili Bakanlık). Bu, sorumluluğun tespiti için eylem ile sonuç arasındaki 'uygun illiyet bağı'nın kurulması gerektiğini gösteren bir yaklaşımdır.