Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararı vermesi üzerine, HMK m. 20 uyarınca taraflardan birinin iki hafta içinde dosyayı görevli mahkemeye gönderme talebinde bulunması gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1237 E., 2019/453 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, mahkemenin dosyayı kendiliğinden görevli mahkemeye göndermesi veya görevsizlik kararını diğer tarafa tebliğ etmeden kesinleştirmesi durumunda ne olur? Bu usuli eksikliğin hukuki sonuçlarını ve 'usulüne uygun kesinleşmiş bir görevsizlik kararı' kavramını açıklayınız.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik kararı vermesi, davayı esastan sona erdirmeyen bir usulü nihai karardır. Bu kararın ardından yargılamanın görevli mahkemede devam edebilmesi için HMK m. 20'de sıkı bir prosedür öngörülmüştür. HGK'nın ilgili kararında da açıklandığı gibi, bu sürecin işleyişi şöyledir: 1) **Kararın Kesinleşmesi:** Öncelikle görevsizlik kararının her iki tarafa da usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve tarafların kanun yoluna (istinaf) başvurma sürelerinin dolması veya kanun yoluna başvurulup talebin reddedilmesi ile kararın 'kesinleşmesi' gerekir. HGK kararındaki olayda olduğu gibi, kararın taraflardan birine tebliğ edilmemesi, kararın kesinleşmesini engeller. 2) **Tarafların Talebi:** Karar kesinleştikten sonra, HMK m. 20 uyarınca taraflardan herhangi biri, iki haftalık hak düşürücü süre içinde, kararı veren mahkemeye başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelidir. Mahkeme dosyayı kendiliğinden (re'sen) gönderemez. HGK kararındaki gibi mahkemenin dosyayı kendiliğinden göndermesi veya kararı usulüne uygun kesinleştirmeden göndermesi hukuka aykırıdır. Bu durumda, görevli mahkemeye gelen dosya usulsüz bir şekilde gelmiş olur. Görevli mahkemenin yapması gereken, bu usulsüzlüğü tespit edip, kararın usulüne uygun olarak tebliği ve kesinleştirilmesi işlemlerinin tamamlanması için dosyayı görevsizlik kararını veren mahkemeye geri göndermektir. Eğer taraflar, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunmazlarsa, görevsizlik kararını veren mahkeme, davanın 'açılmamış sayılmasına' karar verir. Bu, tarafların davayı takip etme iradesi göstermemelerinin bir yaptırımıdır.