HMK m. 255'in gerekçesinde, maddenin 'hukukî dinlenilme hakkının bir gereği olarak aynen korunduğu' belirtilmiştir. Tanıklara itiraz hakkının, hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) ve silahların eşitliği ilkesi ile olan bağını açıklayınız. Bir tarafın, karşı tarafın tanığının güvenilirliğini sarsacak (örneğin davada menfaati olduğu veya yalancı tanıklığa eğilimli olduğu gibi) iddialarını ileri sürme ve ispat etme hakkından mahrum bırakılması, yargılamanın adilliğini nasıl etkiler?
Hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27), yargılamanın taraflarının, dava malzemesinin toplanması ve değerlendirilmesi sürecine tam olarak katılma, iddia ve savunmalarını dile getirme, delillerden haberdar olma ve delillere karşı beyanda bulunma hakkını içerir. Silahların eşitliği ilkesi ise, davanın taraflarına iddia ve savunmalarını mahkeme önünde etkin bir şekilde sunabilmeleri için usuli olarak eşit imkanların tanınmasıdır. HMK m. 255'te düzenlenen tanıklara itiraz hakkı, bu iki temel ilkenin somut bir yansımasıdır. Bir tarafın, karşı tarafça sunulan bir tanığın beyanının neden güvenilir olmadığını (örneğin tanığın davada çıkarının olması, taraflardan biriyle husumeti bulunması, tanıklığının doğruluğu konusunda şüphe uyandıran başka sebeplerin varlığı) mahkeme önünde ileri sürme hakkı, delilleri tartışma ve delillerin takdirini etkileme imkanı tanır. Bu haktan mahrum bırakılması, o tarafın aleyhine olan bir delile karşı savunma yapma ve karşı delil sunma imkanını elinden alır. Bu durum, silahların eşitliği ilkesini bozar, çünkü bir taraf delil sunarken diğer taraf o delilin güvenilirliğini sorgulama hakkından yoksun kalmış olur. Sonuç olarak, hukuki dinlenilme hakkı zedelenir ve yargılamanın adilliği (adil yargılanma hakkı) ilkesi ağır bir şekilde ihlal edilmiş olur. Bu nedenle, mahkemenin HMK m. 255 kapsamındaki bir itirazı usulüne uygun olarak dinlemesi ve değerlendirmesi zorunludur.