Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/8245 K. sayılı kararında, kendisine 'manyağın önde gideni, geri zekalı sapık' diyen sanığa karşı katılanın 'sensin, sizsiniz' şeklinde cevap vermesi hakaret olarak nitelendirilmemiştir. Bu durumu, TCK m. 129'da düzenlenen 'haksız bir fiile tepki olarak' ve 'karşılıklı hakaret' hükümleriyle ilişkilendirerek analiz ediniz. 'O sensin' şeklindeki bir ifadenin hukuki niteliği nedir ve neden bir 'karşı hakaret' olarak görülmemiştir?
Bu karar, hakaret suçunda 'karşılıklılık' (TCK m. 129/3) ve 'haksız fiile tepki' (TCK m. 129/1) kurumlarının uygulanabilmesi için her iki tarafın da eyleminin 'hakaret' suçu oluşturması gerektiğini göstermesi açısından önemlidir. Olayda, sanığın 'manyağın önde gideni, geri zekalı sapık' sözleri açıkça sövme niteliğinde ve TCK m. 125 kapsamında hakaret suçunu oluşturmaktadır. Katılanın buna cevaben söylediği 'sensin, sizsiniz' ifadesi ise, hukuki olarak bir 'karşı hakaret' değil, kendisine yöneltilen hakareti 'iade etme' veya 'reddetme' niteliğindedir. Bu ifade, kendi başına onur, şeref ve saygınlığı rencide edici yeni bir olgu isnadı veya sövme içermemektedir. Sadece, karşı tarafın sarf ettiği hakaretamiz sıfatın muhatabının kendisi olmadığını, asıl o sıfata layık olanın hakaret eden kişi olduğunu belirtir. Bu nedenle Yargıtay, bu ifadeyi hakaret suçunun unsurlarını taşımayan bir tepki olarak görmüştür. Eğer katılan, bu ifadenin yerine sanığa yönelik yeni ve bağımsız bir küfür veya aşağılayıcı bir söz söyleseydi (örneğin, 'asıl şerefsiz sensin' gibi), o zaman 'karşılıklı hakaret' durumu oluşur ve mahkemenin TCK m. 129/3 uyarınca taraflardan birine veya her ikisine verilecek cezayı indirmesi ya da ceza vermekten vazgeçmesi gündeme gelirdi. Ancak katılanın eylemi hakaret niteliğinde olmadığından, TCK m. 129'un uygulanma koşulları da oluşmamıştır.