'Allah belanı versin', 'gözün kör olsun' gibi beddua niteliğindeki ifadeler neden hakaret suçu (TCK m. 125) kapsamında değerlendirilmemektedir? Bu tür ifadelerin hukuki niteliğini ve ceza hukuku sorumluluğu doğurmamasının gerekçesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331121

Beddua, bir kimsenin başına kötü bir şey gelmesi yönündeki temenni veya dileği ifade eden sözlerdir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre beddua niteliğindeki ifadeler hakaret suçunu oluşturmaz. Bunun temel hukuki gerekçesi, hakaret suçunun maddi unsurlarının beddua eyleminde gerçekleşmemesidir. TCK m. 125, hakaret suçunu iki seçimlik hareketle tanımlar: 1) Somut bir fiil veya olgu isnat etmek (örneğin 'sen hırsızlık yaptın' demek). 2) Sövmek (örneğin 'şerefsiz' demek). Beddua, bu iki kategoriden hiçbirine girmez. 'Allah belanı versin' sözü, muhataba somut bir olgu isnat etmediği gibi, onun onur ve şerefini doğrudan hedef alan bir sövme de değildir. Bu ifade, söyleyen kişinin öfkesini, kızgınlığını ve muhatabın ilahi bir ceza ile karşılaşması yönündeki isteğini ortaya koyan bir 'temenni'dir. Hukuk düzeni, kişilerin içsel dileklerini veya temennilerini değil, dış dünyada gerçekleşen ve başkalarının hukuksal değerlerini ihlal eden fiilleri cezalandırır. Beddua, rahatsız edici ve nezaket dışı olmakla birlikte, muhatabın toplumsal itibarını ve saygınlığını doğrudan rencide etme amacı ve niteliği taşımadığı için hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı kabul edilir (Bkz: Y4CD-K.2014/1282, Y18CD-K.2017/4861).