İYUK m. 27'de düzenlenen yürütmenin durdurulması (YD) kararının verilebilmesi için aranan 'idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması' şartı ile 'idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması' şartının 'birlikte gerçekleşmesi' zorunluluğunu, idari yargının etkinliği ve hukuk devleti ilkesi açısından değerlendiriniz. Bir idari işlem açıkça hukuka aykırı olmasına rağmen, telafisi güç bir zarar doğurmayacaksa YD kararı verilememesi, adil bir sonuç mudur?
İYUK m. 27 ve Anayasa m. 125, YD kararı için 'açıkça hukuka aykırılık' ve 'telafisi güç veya imkânsız zarar' şartlarının birlikte gerçekleşmesini aramaktadır. Bu 'birliktelik' şartı, idari işlemlerin 'icrailik' ve 'hukuka uygunluk karinesi' gibi temel prensiplerini koruma amacı güder. İdarenin her işleminin, dava açılır açılmaz durdurulması, kamu hizmetlerinin işleyişini felç edebilir. Bu nedenle kanun koyucu, yürütmeyi durdurma gibi istisnai bir tedbir için sıkı koşullar öngörmüştür. Bir idari işlem açıkça hukuka aykırı olsa bile, uygulanmasının telafisi imkansız bir zarara yol açmadığı durumlarda YD kararı verilmemesi, ilk bakışta adil görünmeyebilir. Örneğin, bir memura hukuka aykırı olarak verilen düşük bir disiplin cezasının (uyarma gibi) telafisi güç zararı olmayabilir. Ancak burada hukuk devleti ilkesi, davanın sonunda verilecek iptal kararıyla tesis edilir. İptal kararı, işlemi başından itibaren ortadan kaldıracağı için hukuka aykırılık giderilmiş olur. YD, nihai bir karar değil, bir 'tedbir'dir. Tedbirin amacı ise, yargılama sonunda verilecek kararın anlamsız kalmasını önlemektir. Telafisi mümkün olan zararlar için (örneğin parasal kayıplar) yargılama sonunda tazminat yolu açıktır. Ancak, bir binanın yıkılması veya bir kişinin sınır dışı edilmesi gibi durumlarda, yargılama sonunda verilecek iptal kararının bir anlamı kalmayacağı için 'telafisi güç zarar' şartı gerçekleşir. Dolayısıyla, bu ikili şart, kamu hizmetinin devamlılığı ile bireyin haklarının korunması arasında bir denge kurmayı amaçlar ve bu denge, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak kabul edilir.