HMK m. 119'da dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlar sayılmıştır. Davacının, dava dilekçesinde 'dayanılan hukuki sebepleri' (HMK m. 119/1-g) göstermemesi veya yanlış göstermesi, davanın reddi veya açılmamış sayılması gibi bir sonuç doğurur mu? Hukuki sebeplerin gösterilmemesinin, 'hâkimin hukuku re'sen uygulama' ilkesi (HMK m. 33) karşısındaki durumunu izah ediniz.
HMK m. 119'da sayılan unsurlardan bazılarının eksikliği, mahkemenin eksikliğin giderilmesi için bir haftalık kesin süre vermesini gerektirir; bu sürede eksiklik giderilmezse dava açılmamış sayılır (HMK m. 119/2). Ancak, 'dayanılan hukuki sebeplerin' (HMK m. 119/1-g) eksikliği bu kapsama girmez. Davacının hukuki sebepleri hiç göstermemesi veya yanlış göstermesi, davanın reddi veya açılmamış sayılması sonucunu doğurmaz. Bunun temel nedeni, medeni usul hukukuna egemen olan 'hâkimin hukuku re'sen uygulama' (iura novit curia) ilkesidir (HMK m. 33). Bu ilkeye göre, tarafların görevi uyuşmazlığa yol açan maddi vakıaları ve delilleri mahkemeye sunmaktır. Bu maddi vakıalara uygun düşen hukuk kurallarını bulmak ve uygulamak ise hâkimin görevidir. Davacı, olayları anlatmakla yükümlüdür; o olaylara hangi kanun maddesinin uygulanacağını tespit etmek hâkime aittir. Dolayısıyla, davacının dava dilekçesinde hukuki sebep bildirmemesi veya eylemi yanlış bir hukuki sebebe dayandırması (örneğin, haksız fiil yerine sebepsiz zenginleşme demesi), hâkimi bu bildirimle bağlamaz. Hâkim, tarafların sunduğu maddi vakıalara göre doğru hukuki nitelendirmeyi kendisi yaparak uyuşmazlığı çözmekle yükümlüdür. Bu nedenle, hukuki sebeplerin eksikliği, giderilmesi gereken bir eksiklik olarak kabul edilmez.