HMK m. 255, 'tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa' tarafların bunu iddia ve ispat edebileceğini düzenler. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2015/24613 E., 2017/3307 K. sayılı kararında, mahkemenin 'davacı erkek tanıklarının beyanlarının daha çok korumaya yönelik olduğu' gerekçesini yerinde bulmamış ve tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini belirtmiştir. 'Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz' ilkesini, hâkimin delilleri serbestçe takdir etme yetkisi (HMK m. 198) ile birlikte nasıl dengelemek gerekir? Hâkim, bir tanığın beyanına 'samimi olmadığı' gerekçesiyle itibar etmemeye karar verdiğinde, bu kararını nasıl gerekçelendirmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331109

HMK m. 255 ve yerleşik Yargıtay içtihatları, 'aslolan tanığın doğruyu söylemesidir' karinesini temel alır. Bu ilke uyarınca, akrabalık, arkadaşlık, işçi-işveren ilişkisi gibi bir yakınlık, tek başına tanık beyanının geçersiz veya değersiz sayılması için yeterli bir sebep değildir. Yargıtay'ın 2017/3307 K. sayılı kararı da bu ilkeyi teyit etmektedir. Ancak bu, hâkimin tanık beyanını sorgulamadan kabul edeceği anlamına gelmez. Hâkim, HMK m. 198 uyarınca delilleri serbestçe takdir etme yetkisine sahiptir. Denge şu şekilde kurulmalıdır: Hâkim, tanığın davadaki konumu (akraba, çalışan, hasım vb.) nedeniyle beyanına ihtiyatla yaklaşabilir. Ancak bu ihtiyat, soyut bir varsayıma değil, somut olgulara dayanmalıdır. Hâkim, bir tanığın beyanına 'samimi olmadığı' veya 'taraflı olduğu' gerekçesiyle itibar etmiyorsa, bu sonuca nasıl ulaştığını kararında somut ve denetlenebilir bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Örneğin, tanığın kendi beyanları arasındaki çelişkileri, dosyadaki diğer delillerle (belge, fotoğraf, diğer tanık beyanları) olan uyumsuzlukları veya tanığın olayları abarttığına ya da mantığa aykırı şeyler söylediğine dair somut tespitlerini gerekçesinde açıkça göstermelidir. Sadece 'tanığın davacının annesi olması nedeniyle beyanına itibar edilmemiştir' gibi soyut bir gerekçe, HMK m. 255'in ruhuna ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olur ve bozma nedeni sayılır.