Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/10-483 E., 2013/599 K. sayılı kararında, uyuşturucu madde ticareti (TCK m. 188) suçundan alınan iletişimin denetlenmesi kararının, aynı soruşturmada ortaya çıkan suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m. 220) suçu için delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı tartışılmıştır. Özel Daire'nin 'bu suçlarda delil olarak kullanılmaz' görüşüne karşın, YCGK'nın bu delilleri hukuka uygun kabul etmesinin ardındaki hukuki gerekçelendirmeyi, CMK m. 135/6, m. 138 ve 'suç vasfının değişmesi' kavramları ekseninde analiz ediniz. Bu kararın 'tesadüfen elde edilen delil' kurumuna getirdiği yorum nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331096

YCGK'nın 2013/599 K. sayılı kararı, iletişimin denetlenmesiyle elde edilen delillerin kullanılma sınırları açısından dönüm noktası niteliğindedir. Özel Daire, CMK m. 135/6'da sayılan katalog suçlar için ayrı ayrı dinleme kararı olması gerektiğini, uyuşturucu ticareti için alınan kararın örgüt suçu için delil olamayacağını savunmuştur. YCGK ise bu görüşe katılmamıştır. YCGK'nın temel gerekçesi şudur: Soruşturma, en başından itibaren 'örgütlü olarak uyuşturucu madde kaçakçılığı' şüphesiyle başlamıştır ve dinleme kararları da bu kapsamda talep edilmiştir. Soruşturmanın başında hangi şüphelinin örgüt yöneticisi, hangisinin üye olduğunun kesin olarak bilinmesi mümkün değildir. CMK m. 135/6, suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m. 220) suçunu katalog suçlar arasında saymıştır. Bu nedenle, aynı soruşturma kompleksi içinde, birbiriyle bağlantılı olan ve katalogda yer alan bu suçlar için elde edilen delillerin birbirleri için de kullanılması hukuka uygundur. Bu durum, CMK m. 138'deki 'tesadüfen elde edilen delil'den farklıdır. Tesadüfen elde edilen delil, yürütülen soruşturmayla 'ilgisi olmayan' bambaşka bir suçun ortaya çıkması durumunda söz konusudur. Oysa burada, uyuşturucu ticareti ve örgüt kurma suçları aynı eylemler bütününün ve aynı soruşturmanın parçasıdır. YCGK, 'suç vasfının değişmesi' ihtimalinin ceza muhakemesinin doğasında olduğunu, soruşturma başında öngörülen suç vasfının kovuşturmada değişebileceğini, bu nedenle başlangıçtaki katalog suça dayalı dinleme kararının, yargılama sonunda ortaya çıkan ve yine katalogda yer alan diğer suç için de geçerli olacağını kabul etmiştir. Bu yorum, özellikle örgütlü suçlarla etkin mücadele amacını gözeten, şekilcilikten uzak, bütüncül bir yaklaşımdır.