İki çocuğun rızaları dahilinde cinsel ilişkiye girmesi durumunda, her iki çocuk da 15 yaşından küçükse, TCK m. 103 açısından hukuki durum ne olur? 'kadimhukuk.com.tr' metninde aktarılan Yargıtay kararları ve karşı oy gerekçesi ışığında, bu durumda 'fail' ve 'mağdur' sıfatlarının nasıl belirleneceğini ve ceza hukukunun temel ilkeleri (özellikle eşitlik ve adalet) açısından ortaya çıkabilecek sorunları tartışınız.
Bu durum, ceza hukuku doktrininde ve uygulamasında oldukça tartışmalı bir konudur. 'kadimhukuk.com.tr' metninde de belirtildiği gibi, TCK m. 103, 15 yaşından küçük çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışı istismar olarak tanımlamakta ve rızalarını geçersiz saymaktadır. Yargıtay'ın bir kararında, her ikisi de 15 yaşından küçük olan ve rızayla cinsel ilişkiye giren çocuklardan, vücuda organ sokan erkek çocuğun nitelikli cinsel istismar (TCK m. 103/2), cinsel ilişkiye maruz kalan kız çocuğunun ise basit cinsel istismar (TCK m. 103/1) suçundan sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir. Bu yorum, kanunun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalmaktadır. Ancak, karardaki karşı oy gerekçesinde de vurgulandığı gibi, bu durum ceza hukukunun temel ilkeleriyle çelişkilere yol açmaktadır. Karşılıklı rızaya dayalı bir eylemde her iki tarafı da aynı anda hem fail hem de mağdur kabul etmek, özellikle 'fail' ve 'mağdur' sıfatlarının aynı kişide birleşmesi ve her ikisinin de çocuk olması nedeniyle 'eşitlik' ve 'adalet' ilkelerini zedeler. Erkek çocuğa daha ağır bir suç olan TCK m. 103/2'nin, kız çocuğuna ise TCK m. 103/1'in uygulanması da eylemin rızai niteliği göz önüne alındığında hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilir. Doktrindeki bir görüş, bu tür durumlarda her iki çocuğun da ceza sorumluluğunun bulunmaması gerektiğini, zira kanunun amacının çocukları yetişkinlerin cinsel istismarından korumak olduğunu savunmaktadır. Nihayetinde, bu tür vakalarda mahkemenin, çocukların yaşları, gelişim düzeyleri, aralarındaki ilişki ve eylemin niteliği gibi somut olayın tüm özelliklerini değerlendirerek, çocuğun üstün yararı ilkesini ön planda tutan bir karar vermesi gerekmektedir.