TCK m. 103/1'de düzenlenen 'sarkıntılık' ve temel cinsel istismar arasındaki ayrım nedir? Yargıtay'ın 15.01.2020 tarihli, 2016/2153 E., 2020/425 K. sayılı kararında belirtildiği gibi 'kısa süreli, ani ve kesintili' olması sarkıntılık düzeyini belirlemede tek kriter midir? Failin kastı ve eylemin niteliği bu ayrımda nasıl bir rol oynar?
TCK m. 103'te sarkıntılık, basit cinsel istismarın daha az cezayı gerektiren bir hali olarak düzenlenmiştir. Ayrım, eylemin yoğunluğu, süresi ve niteliği üzerinden yapılır. 'kadimhukuk.com.tr' metninde ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği gibi, sarkıntılık, cinsel arzuları tatmin amacıyla çocuğa yönelik gerçekleştirilen, ani, kesik, süreklilik arz etmeyen ve cinsel ilişki boyutuna varmayan bedensel temaslardır. Örneğin, kalçaya dokunma, ani bir öpme girişimi gibi eylemler sarkıntılık düzeyinde kalabilir. Yargıtay'ın 2020/425 K. sayılı kararında vurguladığı 'kısa süreli, ani ve kesintili' olma hali önemli bir kriter olmakla birlikte tek kriter değildir. Failin kastı da önemlidir. Failin kastı anlık bir cinsel tatmine yönelikse ve eylem bu anlık temasla sınırlı kalmışsa sarkıntılıktan bahsedilir. Ancak failin eylemi daha yoğun, devamlılık gösteren, çocuğun vücudu üzerinde daha fazla tasarruf içeren (örneğin, uzun süreli okşama, soyunmaya teşebbüs etme) bir nitelikteyse, eylem ani ve kısa süreli olsa bile basit cinsel istismar suçu oluşur. Dolayısıyla mahkeme, her somut olayda eylemin süresini, tekrarını, yoğunluğunu ve failin kastını bir bütün olarak değerlendirerek bu ayrımı yapmalıdır.