TCK m. 103'te düzenlenen çocukların cinsel istismarı suçunda, mağdurun yaşına göre (0-12, 12-15, 15-18) farklı hukuki rejimler öngörülmüştür. Mağdurun 'fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği' kriterinin 15-18 yaş grubundaki çocuklar için önemini, bu kriterin nasıl tespit edileceğini ve bu tespitin suçun oluşumuna etkisini açıklayınız. Bu tespitin yapılamaması durumunda mahkemenin nasıl bir yol izlemesi gerekir?
TCK m. 103, çocukları yaş gruplarına ayırarak koruma düzeyini farklılaştırmıştır. 0-15 yaş grubundaki çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranış istismar sayılırken, bu yaş grubundaki çocukların rızasının hukuki bir geçerliliği olmadığı mutlak bir karine olarak kabul edilmiştir. 15-18 yaş grubunda ise kanun koyucu, çocuğun rızasının geçerli olabileceği ihtimalini kabul etmiş, ancak bunu 'fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişmiş olmasına' bağlamıştır. Bu yeteneğin gelişmediği durumlarda, 15-18 yaş grubundaki çocuk da 0-15 yaş grubundaki gibi mutlak korumadan yararlanır ve rızası geçersiz sayılır. Bu yeteneğin tespiti, somut olayın özelliklerine göre mahkeme tarafından yapılmalıdır. Mahkeme, çocuğun zihinsel, ruhsal, sosyal gelişimini, eğitim durumunu, yaşadığı çevreyi ve olaya ilişkin beyanlarını dikkate alarak bir değerlendirme yapmalıdır. Özellikle karmaşık veya şüpheli durumlarda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca (örneğin CMK m. 63 vd.) psikolog, pedagog veya adli tıp uzmanlarından bilirkişi raporu alınması zorunludur. 'kadimhukuk.com.tr' metninde belirtildiği üzere, bu yeteneğin gelişip gelişmediği, çocuğun vücudu üzerinde tasarrufta bulunabilme olgunluğuna erişip erişmediğiyle ilgilidir. Eğer bu yeteneğin gelişmediği tespit edilirse, çocuğun eyleme rıza göstermesi suçun oluşumunu engellemez. Tespitte tereddüt yaşanması veya tespitin yapılamaması halinde, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği değil, çocuğun üstün yararı ilkesi gereği yeteneğin gelişmediği yönünde yorum yapılması daha isabetli olacaktır.