Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin Esas: 2013/4722, Karar: 2014/848 sayılı kararında, 'tanıklıktan ve yeminden çekinme hakları bulunmadığı halde, yeminleri yaptırılmayarak beyanlarının alınması' CMK m. 54/1'e muhalefet ve bozma nedeni sayılmıştır. CMK m. 54/1'in ikinci cümlesindeki 'Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından sonraya bırakılabilir.' hükmü, bu Yargıtay kararı ışığında nasıl yorumlanmalıdır? Hâkimin yemini sonraya bırakma takdir yetkisinin sınırları nelerdir ve bu yetkinin keyfi kullanımı durumunda hangi usuli sonuçlar ortaya çıkar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331086

CMK m. 54/1, kural olarak tanıkların tanıklıktan önce yemin etmelerini emreder. Gerekçesinde de belirtildiği gibi, yeminin doğuracağı cezai sonuçların önceden bilinmesiyle doğrunun söylenme olasılığının artacağı düşünülmüştür. Maddenin ikinci cümlesinde yer alan yeminin sonraya bırakılması hali ise bir istisnadır ve takdir hakkı tanır. Ancak bu takdir hakkı sınırsız değildir. 'Gerektiğinde' veya 'tanık sıfatının uygun olup olmadığında tereddüt' gibi somut ve gerekçelendirilebilir durumların varlığına bağlıdır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2013/4722 E. sayılı kararı, çekinme hakkı olmayan bir tanığın keyfi olarak yeminsiz dinlenemeyeceğini, bunun kanuna mutlak bir aykırılık teşkil ettiğini göstermektedir. Hâkimin bu takdir yetkisini gerekçesiz veya kanunun aradığı şartlar oluşmadan kullanması, CMK m. 54/1'e aykırılık oluşturur. Bu durum, tanık beyanının delil değerini zayıflatır ve Yargıtay kararında olduğu gibi, yargılamanın esasına etkili bir usul hatası olarak kabul edilerek hükmün bozulmasına neden olabilir. Bu, savunma hakkının ve adil yargılanma ilkesinin bir gereğidir, zira taraflar ve mahkeme, yeminin güvencesi altında ifade veren bir tanığın beyanına daha fazla itibar etme eğilimindedir.