Yargıtay 16CD Karar: 2016/6100 ve 2016/4443 sayılı kararlarında, kolluğun yeminli tanık dinleme yetkisinin bulunmadığı ve bu nedenle kolluk tarafından alınan 'bilgi alma ifade tutanağı'nın tanık beyanı olarak kabul edilemeyeceği vurgulanmaktadır. Bu durumu CMK m. 54/2'de yer alan 'Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin verirler.' hükmüyle birlikte değerlendirerek, soruşturma evresinde tanık dinleme ve yemin verme yetkisinin sınırlarını, bu yetkinin kolluğa devredilip devredilemeyeceğini ve yetkisiz dinlenen bir kişinin beyanının delil değerini hukuki olarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331085

CMK m. 54/2, soruşturma evresinde tanıklara yemin verme yetkisini açıkça Cumhuriyet savcılarına tanımıştır. Bu, kanunun yeminli tanık dinleme işlemini belirli bir ciddiyet ve güvence altında, adli bir makam tarafından yapılmasını amaçladığını gösterir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararları, bu yetkinin kolluğa devredilemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kolluk, şüpheli veya tanık sıfatıyla kişilerin ifadesini alabilir, ancak bu ifadeler yeminli tanık beyanı niteliğinde değildir ve CMK m.54 kapsamında değerlendirilemez. Kolluk tarafından 'bilgi alma tutanağı' adı altında alınan ifadeler, yeminsiz beyanlar olup, mahkemede delil olarak değerlendirilirken bu nitelikleri göz önünde bulundurulmalıdır. Yeminli tanık beyanına kanunun yüklediği ispat gücüne sahip değildirler. Bu beyanlar, ancak diğer delillerle desteklendiğinde bir anlam ifade edebilir. Yetkisiz olarak (kolluk tarafından) yeminli dinlenmiş bir kişinin beyanı ise hukuka aykırı delil niteliği taşıyacak ve CMK m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamayacaktır. Dolayısıyla, soruşturma evresinde yeminin güvencesi altında tanık dinleme yetkisi münhasıran Cumhuriyet savcısına aittir.