TCK m. 103/3-c'de düzenlenen, cinsel istismarın 'üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı' ilişkisi içinde işlenmesi halinin, mağdurun kendini güvende hissetmesi gereken bir ortamda işlenmesi nedeniyle ağırlaştırıcı neden olduğu kabul edilir. Bu durum, suçun manevi unsuru olan 'kast' açısından bir özellik arz eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #331080

Evet, bu durum kast açısından bir özellik arz eder. Failin bu nitelikli halden sorumlu tutulabilmesi için, mağdurun kendisinin kanunda sayılan derecedeki bir hısmı olduğunu 'bilerek' hareket etmesi gerekir. Bu, kastın bir unsurudur. Eğer fail, mağdurla arasındaki bu özel hısımlık ilişkisini bilmiyorsa (örneğin, yıllar önce ayrıldığı eşinin yeğeni olduğunu bilmediği bir çocuğa karşı suçu işlerse), bu nitelikli halden sorumlu tutulamaz. Failin, sadece cinsel istismar eylemini bilip istemesi yeterli değildir; aynı zamanda suçun nitelikli halini oluşturan bu özel ilişkiyi de bilmesi ve bu bilince rağmen eylemi gerçekleştirmesi gerekir. Bu, TCK m. 30'daki 'hata' kurallarının bir gereğidir. Suçun nitelikli halini oluşturan unsurda hataya düşen fail, bu nitelikli halden yararlanamaz (veya sorumlu tutulamaz).