Bir ceza davasında, tanığın duruşmadaki beyanı ile soruşturma aşamasında (örneğin savcılıkta) verdiği yeminli beyan arasında çelişki olması halinde, hâkim hangi beyana üstünlük tanımalıdır? Bu durumun hukuki sonuçları ne olabilir?
Hâkim, kural olarak duruşmada, bizzat ve doğrudan dinlediği beyana üstünlük tanımalıdır. Bu, 'doğrudan doğruyalık' (vasıtasızlık) ilkesinin bir gereğidir. Hâkimin, tanığın duruşmadaki tavrını, samimiyetini gözlemleyerek delili takdir etmesi esastır. Ancak, önceki beyan ile duruşmadaki beyan arasında önemli bir çelişki varsa, hâkim bu çelişkinin nedenini tanığa sorarak açıklığa kavuşturmaya çalışmalıdır (CMK m. 212). Eğer çelişki giderilemezse ve tanığın duruşmada yalan söylediği kanaatine varırsa, önceki beyanını diğer delillerle desteklenmesi koşuluyla hükme esas alabilir. Bu durumun hukuki sonucu ise, eğer tanığın kasten yalan söylediği tespit edilirse, hâkimin bu durumu bir tutanakla Cumhuriyet Başsavcılığı'na bildirmesi ve tanık hakkında 'yalan tanıklık' (TCK m. 272) suçundan soruşturma başlatılmasını sağlamasıdır.